Geçenlerde farkettim, bütün kitaplarım bitmiş. Yenilerini almaya da çok üşendim, her zaman üşenirim bir şeyler almaya. Ne zaman bir şey almam gerekse 2 gün bilgisayardan, telefondan araştırma yaparım, ihtiyaçlarımı tam karşılayanı ve ucuz olanını alırım.

Kitap almak o kadar kolay olmuyor, kitapların özetlerini okuyorum. Günde 50-60 kitap özeti okuduğum oluyor. Kitap listem var, parayala değil sırayla okuyorum. Aşırı ilgimi çeken bir kitap da olsa sırasını beklemek zorunda kalıyor. Bu durum bir yandan günde bir kitap bitirmem için hırslandırıyor beni. Geçen girdim KitapYurdu’na, Emrah Serbes’in bütün kitaplarını aldım sonuç olarak. İki tanesi bitti, ilkini yazıyorum.

emrah-serbes-muptezeller2
Burda biraz göbekli gibi çıkmış Emrah Serbes, olsun.

Müptezeller Konusu

Adından başka yazılası bir şey yok aslında, konusunu kendimce yazacağım ve özet vermeyeceğim. Müptezelliği anlatıyor, bağımlılığı yani. Basit bir uyuşturucu, alkol bağımlılığı değil ama bu. Daha ziyade kendini değersiz hissetmenin bağımlılığı, düşük standartların bağımlılığı, bağımlılığın bağımlılığı. Kitapta Antalya’da garsonluk yapan üniversitede okuyan bir gençle tanışıyoruz. Alkole düşkün.

Başına olmayacak işler açan bir karakter aynı zamanda, sürekli bir arayış içerisinde. Dünyanın, yaşamın ne kadar boktan olduğunun farkında ama hep bir umudu da var. Belki de o umut mahvemiştir kendisini. İşlerden işlere koşuyor, şehirlerden şehirlere koşuyor, kişiler arasında çok koşmuyor ama.

Antalya’da başlıyor, İstanbul’da bitiyor hikâyesi. Bitiyor mu, başlıyor mu onuda bilmiyorum tam ama sanırım Emrah Serbes‘de sonları bağlamakta benim gibi zorlanıyor biraz. Merak ediyorum, ne oldu acaba Bakır’a..

Müptezeller Yorumum

Asını astarını sikeyim böyle dünyanın. Böyle yazarda olmaz olsun, sadece Behzat Ç.’yi yazsın bıraksın. Ciğerim yandı lan, bir kitap sigarasız okunmaz mı? Okunmuyor amk! Neyse sakinleşip kitaba dönecek olursam: yorum yapmam zor. Bir yaşam silsilesi içinde sürüklenen, bir şekilde bir şeylere bağımlı hale gelmiş insanlar.

Hayat ve yaşam farklı şeyler. Hayatını kaybetti demek fiziksel, biyolojik bir sonuç; yaşamını kaybetti demek ise daha soyut oluyor. Hayatına devam eden ama yaşamını kaybeden binlerce, milyonlarca insan gösterebilirim bence size. Bundan dolayı söyleyebilirim ki hayatımız pamuk ipliğine bağlıysa, yaşamımız ondan daha ince ipliğe bağlı. Yaptığınız en ufak bencillikler, sarhoğlukta alınan kararlar, gereksiz gururlar, fazla özgüvenler hayatınıza ve yaşamınıza mâl olabilirmiş.

8 Yorumlar

  1. Her Temas İz Bırakır’ı okudum ve bir daha Serbes okuyasım yok. Müptezeller’e mesafeli duruyorum bu nedenle. Yazınız da üstüne tüy dikti 🙂

Yanıtla

Yorumunu yaz lütfen
Adını buraya yaz