Sizce normal misiniz? Basit bir soru gibi gözükebilir, ama gerçekliğe tutunuşumuz düşündüğünüzden daha zayıf ve ince olabilir. Bu şaşırtıcı olmayabilir, özellikle de bütün benliğinizin -hatıralarınızın, duygularınızın, umutlarınızın- ufak ve narin bir organ içinde saklı olduğu gerçeğini hesaba katarsak. Dengesiz karaciğere nazaran, beyindeki ufak bir bozukluk çok farklı ve tuhaf sonuçlara sebep olabilir. Bazen, garantiye aldığınız kavramlar -yamyamlık, yüz tanıyamama gibi- bir anda değişebilir ve bu gibi blog yazılarına konu olacak duruma düşebilirsiniz.


Yürüyen Ceset Sendromu

zombi

Çabuk cevap verin; ölü müsünüz ya da daha önce öldünüz mü? Eğer “evet” dediyseniz, tebrikler sizde Cotard Sendromu ya da bir diğer adıyla Yürüyen Ceset Sendromu olabilir! Bu rahatsızlğa sahip insanlar genellikle ölü olduklarını ya da vücutlarındaki bütün kanın çekildiği gibi hayati tehlikeye sahip olduklarını zannederler. Tabii başka hastalarda da bu durum ölümsüzlük ya da hayali görüntüler olarak da ortaya çıkabiliyor.

Bu durum çoğunlukla şizofreni hastalığı ya da kafa tramvası geçirmiş kişilerde gözüküyor. Ünlü bir vakada, İskoçya’da bir motorsiklet kazasında kafa tramvası yaşayan bir kadın hastaneyi kan zehirlenmesi ya da AIDS hastalığından dolayı hayatını kaybettiğine inanmıştır. Kısa bir süre sonra annesi onu Güney Afrika’ya götürünce, ruhunun cehennem ile cezalandırıldığını düşünmüştür.

Fregoli Sendromu

fregoli

Hayatınızın içine edecek bir hastalık daha! Kendisi Monomani hastalığının bir alt türü oluyor. Her gün yeni insanlarla tanışırız, tamam, her gün olmasada sürekli yeni insanlarla tanışırız ama siz bu insanları sizi kandırmak için, sevdiğiniz insanların yerine geçen yabancılar olduğunu düşünüyorsanız Fregoli tam sizlik bir sendrom! Bu hastalığa sahip insanlar mantıksız bir şekilde, çevrelerindeki insanların yabancılar olduğunu ve sevdikleri kişilerin ya da ailelerinin yerine geçtiklerini düşünürler.

Umursamama ve kabullenme arasında gidip gelen bilim insanlarına göre de baya garip bir durum. Gene bu araştırmacılara göre bu durum tam olarak psikolojik bir sorun değil, olayın fizyolojik boyutu bu hastalıkta daha büyük rol oynuyor. Yani organik bir beyin hastalığı olduğu konusunda yoğunlaşıyorlar, ve şunu ekliyorlar; hastalığın sebebi tam olarak fizyolojik değil ama, hastalığın içeriğine -ailenin uzaylı olmasına inanmak gibi- psikolojik etmenler karar veriyor. Bu durum da bilim insanlarının kaçındığı bir kelime olan “çılgınca” olarak nitelendiriliyor.

Yamyamlık Hastalığı

hannibal lecter

Giriş yazısındaki yamyam olmama örneğini hatırlıyor musunuz? İşte burada ödeşiyoruz konserveler. Wendigo psikozu eğer bir aslan, kaplan ya da timsahsanız gayet normal bir durum ama insansanız o kadar da hatta hiç de normal bir durum değil.Wendigo hastalığı olarak da adlandırabileceğimiz bu hastalık da kültürlere göre ortaya çıkan bir hastalık. Genellikle Amerika Kızılderelilerinde özellikle de Büyük Göl bölgesinde yaşamış kabilelerde görülen bir hastalık.

Günümüzde -çok şükür- azalmış hatta tamamen kaybolmuş bir “hastalıktır”. Bunun bir hastalık olup olmadığı hâlâ tartışılıyor gerçi ama hastalığın belirtileri; iştahsızlık, sanrı, bulantı, ateş. Bu belirtiler sonucunda hastalığa yakalananlar bir Wendigo olduklarında karar kılıyorlar. Hatta bazıları cinayete kalkışıyor ve hastalığı “bulaştırıyorlar”.

İlk olarak 1972 yılında gözlemlenen bu hastalık, önceleri bir mit gözüyle inceleniyordu ancak Afrik ve Güney Amerika’da yaşamış bazı kabilelerin yamyamlık yaptığına dair bulgular bulununca iş mit olmaktan çıkmış.

Aboulomania

question-marks

Buyazıyı açtığınız zamanı hatırlayın. Hey gidi günler, değil mi? Şimdi, neden bu yazıyı açtığınızı hatırlamaya çalışın. Neden, nasıl, ne zaman? Bu gün giyeceklerinize nasıl karar verdiğinizi hatırlamaya çalışın.

Kısa bir cevap vermem gerekirse; beyniniz karar vermenizi sağlayan ve isteklerinizi öncelik sırasına göre yapmanızı sağlayan bir takım mekanizmalara sahiptir. Aboulomania tam da bu mekanizmalar bozulduğunda devreye giriyor. Aboulomania hastaları, ufak kararlar verecek olsalar bile bu anlarda donup kalıyorlar ve bir sonuca varamıyorlar. Günlük aktivitelerde bile; yürüyüşe çıkmak, günlük işleri yapmak, hangi siyasetçiyi trolleyeceğini seçmek önemliliğe göre sıralanamıyor.

Aboulomania ile ilgili ilginç şeylerden birisi de şu; hastalar oldukça normaldirler yani başka hiçbir başka anormallikleri yoktur. Aboulomania hastaları karar verme mekanizmalarının bozuk olduğunu bilirler ama en ufak ayrıntılar üzerinde saatlerce “felç geçirmeye” devam ederler. Bu hastalığın tedavisi ana hedef olarak depresyondan çıkartmayı amaçlar, ondan sonra da hastaların cesaretlendirilerek, önce küçük daha sonra büyük kararlar almaları şeklinde gelişir.

Stendhall Sendromu

uffizi gallery

Benim için en ilginç hastalıklardan birisi olabilir. Hepimiz bir sanat eserinin yanında – yöresinde bunalmış ve heyecanlı hissedebiliriz çünkü etrafımız duygusal yüklü eserlerle doludur. Ama eğer nabzınız hızlanıyorsa, terliyorsanız ve halisünasyon görüyorsanız bu işte bir gariplik var demektir. Bu belirtiler de Stendhall Sendromu‘nun belirtileridir. Bu tür rahatsızlıklar kişiden kişiye göre değişir, çeşitli eserler tarafından tetiklenir ama hep aynı yerde gerçekleşir. Bu hastalığın 3 farklı hali vardır:

  • Kudüs Sendromu çok dindar kişilerde, dini anlamda kutsal sayılan mekanları ziyaret ettiklerinde ortaya çıkmaktadır. Kudüs polisleri ve sağlık ekipleri bu sanrılara kapılan ve kendilerinin mesih olduğunu ilan ederek koşan kişilere karşı özel olarak eğitilmişlerdir mesela.
  • Florensa Sendromu bu ismi Stendhall‘ın kendisinden almıştır çünkü kendileri bu sendromdan muzdariplerdir. Kendisi Florensa Uffizi Müzesi‘ni ziyaret ettiğinde, başta anlattığım belirtileri göstermiştir ve İtalya’dan ayrılırken yanına vertigo ve düzensiz kalp ritmi almıştır. Başka kişilerde de bu etki görülünce sendrom olarak anılmaya başlanmış. Özellikle de Michelangelo’nun Davut isimli eseri sırasında oluyormuş.
  • Paris Sendromu aralarındaki en garip olanı olabilir, çünkü bu sendrom sadece Fransa’ya turist olarak gelmiş Japon turistleri etkiliyor. Bunu tetikleyen etmen ise  Paris’in hayal kırıklıkları yaratan gerçek görünüşü olarak görünüyor. O kadar çok gerçekleşiyormuş ki Fransadaki Japonya Büyükelçiliği bir destek hattı açmış.

3 Yorumlar

  1. Aboulomania günlük hayatta birçok kişinin yakalandığı bir sendrom olsa gerek, bakıyorum da sanki bende de var gibi 🙂 en dikkat çekicisi ise Paris Sendromu, şu meşhur caps varya “Hayaller Paris Hayatlar Bağcılar” 😀 tam da onu özetlemiş, hayaldeki paris ile hayattaki paris arasında eminim ki dağlar kadar fark var, giden arkadaşa sordum aldığım cevap; -bi b.k yok, demir yığınını görmek için gelen bir sürü … var. dediğini bilirim 🙂 Onun yerine GSM vericisine çık daha iyi. yazı güzel olmuş klavyene sağlık.

Yanıtla

Yorumunu yaz lütfen
Adını buraya yaz