Nasıl giriş yapamayacağımı bilmediğim yazılardan birisi daha. Geçen hafta Pazar’ın bok gibi geçmesinin sebeplerinden olan bir olay yaşadım. Şaşırtıcı, üzücü bir durum değildi. Sadece insan kendine sinirleniyor, savunmasını düşürdüğü için. Neyse, birazdan anlatacaklarım öyle bilimsel şeyler değil “Psikoloji” kategorisine de eklediğime bakmayın yani. Biraz gözlem, biraz düşünce paylaşımının, biraz da isyanın ötesinde bir şey değil. “Bensel” yani…

Sosyal İhtiyaçlar

Tinder’ı çoğunuz biliyorsunuzdur, bilmeyenler için; mobil çöpçatanlık uygulaması, bulunduğunuz konuma göre adaylar gösteriyor evet ya da hayır olarak oyluyorsunuz. İkinizde “evet” derseniz mesajlaşabiliyorsunuz. Hah işte ordan bir dişi kişiyle tanıştık, konuşuyoruz falan, normal yani. Bir ara sıkıldığını söyledi, “sosyal ihtiyaçlarım çabuk doluyor” dedi kelimesi kelimesine –not: Pazar günümün boktan geçme sebebi bu kadar kolay değil, kafayı karıştırmayın at kestaneleri-. Orda bana dank etti, ondan önceki gün de arkadaş ortamında konuşurken “neden herkes manitam olmalı, acil olmalı, olmazsa yaşayamam modunda lan?” benzeri bir muhabbet dönmüştü.

Psikoloji kategorisini koymamın sebebini şimdi anlatayım; Maslow İhtiyaçlar Hiyerarşisi diye bir teori vardır Sosyal Psikoloji alanında. Birazcık onu anlatacağım için, bu kategoriyi de eklemek istedim.

maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi
Tıklayın büyüsün

Maslow’un İhtiyaç Piramidi

Basitçe bir insanın yaşamsal ihtiyaçları en önemliler tabanı oluşturacak şekilde sıraya dizilmiştir. Bakın bu teori, kesinliği falan yok. İnsanların sosyal ihtiyaçlarını karşılama davranışlarına verilmiş yüzlerce cevaptan sadece birisi. Teoriye göre insan evladı bir aşamaya geçmek için onun altındaki basamağı tamamlaması gerekmektedir. Yani açlıktan ağzı kokan bir birey “bir sivgilim ılsın sığık ginlirdi yırgın yirini birbirimizi sırılılılm” diyemez, sistemde önceliğe girmez.

Şimdi neden bu sistem yanlış onu anlatacağım ve kendimce çok pürüssüz bir geçiş yapacağım: Maslow basamaklı bir sistem inşa etti ve sosyal bağları/bağlanmaları hiçe saydı. Basamaklı sistem yanlıştır çünkü; insan ihtiyaçları birbirleriyle etkileşim içindedir ve bu temel nokta bizim sosyal bağlarımızdır. Yani güvenli bir korunak için, yemeklik mamut avlamak için sosyal bağlara ihtiyacımız var.

Özetle: İnsanların yaşamını idame ettirmesini teşvik eden kamçı sosyalliktir. Sosyalleşme bize aidiyet duygusunu aşılar.

Sosyal İhtiyaçlar

Şu blogu açtığımdan beri bahsediyorum, isyan ediyorum insanın sosyal bir hayvan olması durumundan. Bizim de kendi başımıza karşılayamayacağımız bir takım sosyal ihtiyaçlarımız var, başka bir insanla yaptığınız her şey olur; dertleşmek, sevmek, sevilmek, öpüşmek, sevişmek… Aklınıza gelen her türlü çifte eylem. Bunu sadece “manita lazım bunlara” demeniz için demiyorum, arkadaş ortamı denen o bok çukuruda buna dahil. Benim ki bok çukuru değil, millet “yakın arkadaşım” dedikleri insanların yaptıklarını anlattıkça ben oha! diyorum.

Benim sosyal ihtiyaç olarak eksikliğini en çok hissettiğim şey; yeni insanlarla tanışmak. Eh cinsiyetim ve cinsel eğilimim gereği de yeni kadınlarla tanışmak olarak spesifikleştirebilirim sanırım. Ama gel gelelim ki ülkemizde, toplumumuzda, kültürümüzde bu da başkalaşım geçirmesine rağmen hâlâ var olan bir tabu.

Neden başkalaşım değiştirerek dedim? Şöyle açıklayayım; önceleri kapalı bir toplumduk. Toplumumuz özünde art niyeti, fesat düşünceyi ve dedikoduyu çok sever. Adın çıkardı, belki de doğrusu budur; evleneceğin kişiyi ilk defa düğününde görmek? Şimdilerde de nedenini bilmediğim bir ego içerisindeyiz. Biriyle tanışmak istersen muhakkak ona asılıyorsun. Asılmak ne demek lan hem?

Reklamların, dizilerin, filmlerin mi etkisinde kalıyorsunuz yoksa o kadar salak mısınız dış görünüş ile aşık olabiliyorsunuz? Benim ilk görüşte aşık olabildiğim tek kadın sanırım Stoya. Bilmezlikten gelenlere; kendisi bir porno yıldızı.

Ülkede hâlâ karşıt cinslerin arkadaşlığını “ateşle barut yan yana durmaz” mantığı ile yaklaşılıyor. İnsaf ulan sene 2016,5! Hani biz bu yıl Plüton’un fotoğrafını falan çektik. Size söyleyeyim iki tane dişi arkadaşım var; birisiyle 9 yıldır, diğeriyle 7 yıldır arkadaşız. Oluyor yani, bir insanı nasıl sevebileceğinizi anlayın yeter.

Kısacası, toplumumuz gereği bu sosyal ihtiyacımı karşılayamıyorum. Çünkü her tanışmak istediğim insana asılıyor oluyorum, eh zaten durumu böyle anlayanla da yani bu mentalitede birisiylede arkadaş olmak istemem.

Günümüz İlişkileri

Geldik zurnanın zırt dediği, dananın kuyruğunun koptuğu yere. Baştan söyleyeyim iğrençsiniz ve sizlere sağam hakaret edicem, götü yemeyen okumasın.

Öncelikle neden sevgilinizin olmasını; yapılacaklar listenizde, hayat amaçlarınızda neden ilk sıraya koyuyorsunuz lan? Neden illaki bir sevgiliniz, manitanız olmak zorunda? Yaşayamıyor musunuz tek başınıza?

İnsanın ilgilenecek başka şeyler araması, kendisiyle başa çıkamadığının göstergesidir benim gözümde. Güçsüzsünüz, siz başkası olmadan bütün olamıyorsunuz. Bunu yüz yıllardır romantiklik, duygusallık olarak değerlendirdiniz. Yanlış bence, siz olgunlaşmamanıza/pişmemenize kılıf uydurdunuz.

Hatta inanıyorum ki çoğunuz sevmediniz, takıntı haline getirdiniz ilişkiyi. Karşınızdakinizin benliğini üzerinize aldığınızı, sadece sizin olduğunu ve başka kimsenin etkileşemeyeceğini duyurmak istediniz herkese. Bunun adına da kıskanmak dediniz. Seven kıskanır dediniz, birbirinizin hayatının içine sıçtınız.

Kıskanmak demişken. Etrafımda bir sürü insan var, derdini dinlemekten zevk aldığım insanlar. Yardımcı olabildiğimde, anlattıklarında rahatlattıklarını hissettiğimde, iyi hissettirdiğimde, güldüklerinde mutlu olduğum insanlar yani. Eh haliyle gönül ilişkileride dinliyorum sık sık, manitalarıyla birbirlerine çektirmedikleri kalmıyor. Etrafında bırak karşı cinsi, hemcins arkadaş bile bırakmıyorlar. Kıskanmak bende çok olmayan bir his, ama bunun adının kıskanmak değil kısıtlamak olduğunu anlayabiliyorum.

O kadar bencil, o kadar sığsınız ki sadece bana ihtiyacı var, ben ona yeterim diye düşünebiliyorsunuz, ve buna inanıyorsunuz.

Dizilerde, filmlerde gördüğünüz sarılmaları öpüşmeli sahneleri canlandırmak için figüranlar aradınız. Şöyle sarılan birisi olsun dediniz, sarılan kişi önemli değildi. Yeter ki eli yüzü düzgün olsun ve “öyle” sarılsın.

Anlamıyorum, gerçekten. Manitanız olduğunda toplumda statünüz mü artıyor? Olmadığında aşağılanıyor musunuz? Dışlanıyor musunuz arkadaş grubunuz tarafından? Mal mısınız? Yoksa o kadar boş musunuz…

14 Yorumlar

  1. Öncelikle bu güzel yazı için tebrik ediyorum.
    İnsanların kendine duyduğu özgüven eksikliği ve “manitam olmazsa eksik kalırım” yada “hayatımda biri olmazsa insanların bana bakışı değişir” gibi düşünceleri aşamaması hatta bu konu dahil diğer konularda da hayatlarını başkalarının düşüncelerine ve sözcüklerine göre yönlendirmeleri, toplumda bulaşıcı bir hastalık haline geldi.
    Sonuçta tek bir hayatın var ki bir süre sonra o da olmayacak ve istediğin gibi yaşamak yerine toplumsal baskılara ayak uyduruyorsun,ı çok üzücü…
    Bu şekilde yaşayan kişilere üzüldüğümü belirterek tekrar yazı için tebrik ediyor,başarılar diliyorum.

  2. Aynı sorunu bende yaşıyorum,, karşı cinsle konuşmak, dertleşmek için illa sevgili olmak düşüncesi hakim bizim toplumumuzda da. Özellikle sosial medya üzerinden gerçekleşen Konuşmalarının sonradan tanışalım, buluşalım, öpüşelim gibi yönlere kaymasıyla. Bizim toplum derken ben Azerbaycan’da yaşıyorum,, artık o duruma geldiki, o şekil yaklaşmayanlarada şüpheyle bakmaya başladım, bununda kokusu çıkar gözüyle))

  3. o söylediğin (tinder) siteyi hiç bilmiyorum ama,ya arkadas ya sevgili demişsin sonrada dişi arayanlara giydirmişsin.iyi de senin ne işin var sitede.sende arıyosun işte sosyallik adı altında manitacılığı.bak sakın bana yazımı anlamamışsın da,nası okuyosunda,hele de sakın ağzı bozuk cvp verme..bunun dısındakilere eyvallah.sadece fikrimi söylüyorum.blog neticede eleştiri hak 🙂

    • Manita aramıyorum, genelde konuşacak insan arıyorum. Arkadaş gibi yani, her konuşmak isteyeni kendisine asıldığını zanneden kezolar değil yani, tabii bazen de sex partneri. Tabii ki eleştirmen hak, yazımdan da ne anladığının ve fikrinin umrumda* olmaması benim hakkım 🙂

  4. “Benimde bir sevgilim olmalı” düşüncesi medya ve sosyal medya üzerinden insanların kafasına işlendi. Her şeyin başı sevgili gibi bir izlenim oluştu. Manita yapamayanlar ezik olarak görüldü vs.
    Evet şaka bir yana toplumda sevgilisi olmayan insanlara ezik gözüyle bakılıyor. Manita yapmak büyük bir başarı olarak görülüyor. Ama bu toplum bir yandan sevgilisi olmayanları eziklerken bir yandan da ateşle barut yan yana durmaz dedi. Toplum bireyleri nasıl şekillendireceği konusunda hemfikir değilken birey kendi düşünceleri ve toplumun düşünceleri arasında kaldı. Sonuç olarak zihinler bulanık. Kimse ne yaptığınıve ne yapmak istediğini tam bilmiyor.

  5. Bazen, senin kafanı yaşamak istiyorum. Piramide bakış açını çok beğendim, bunca zamandır basamak basamak gider sanmıştım. Belki de üstüne düşmediğimden.

    Bu Tinder’i bir kez kullandım ve bana evet diyen çıkmadı. Tüm moralim alt üst oldu 🙁 Sonra neden kendimi derecelendirttiriyorum dedim ve silmiştim. Herşey berbat ya bu zihniyetlerde…

    • O sorunun cevabını basit bir blog yazısında bulamazsınız, aramamalısınızda. Öncelikle bir uzmana şikâyetlerinizden bahsetmeli, tanınız koyulmalı sonrasında çözümü için uğraşılmalı.

Yanıtla

Yorumunu yaz lütfen
Adını buraya yaz