Hakkımda

Selam ben Lacivert ya da kısaca Laci90‘lı yılların çook çok başlarında Ankara‘da doğdum. Hayatımın ilk on senesini Emek‘te geçirdim, çok güzel yıllardı. Emek tam bir mahalleydi, hani artık anca dizilerde gördüğümüz türden bir mahalleydi. Bundan dolayıdır ki 90 çocuğu kavramını iyi taşırım, bir başka deyişle “sokak çocuğu”. Şimdi bir Üniversite de Psikoloji öğrencisiyim, lisede aldığım karar sonucunda buralara geldim ve açıkcası aldığım en güzel karar buydu. Beşiktaşlı doğmadım amma ve lakin Beşiktaşlı öleceğim, bu da hayatımda kurduğum en kesin cümledir (siktiret dışında). Peki “neden Lacivert?” diye soracak olursanız; siktiredin. Ne yapacaksınız? Tahminlerinizi içeren e-postalar almaktan bıktım. O yüzden yok size neden falan.


Bilgisayar alemiyle geç tanıştım, evimizde bilgisayar yoktu ama hep meraklı oldum. Neyse yüzlerce, binlerce blog açtım – kapattım, açtım – kapattım… Çok şey denedim bilgisayar dahilinde; photoshop ile uğraştım ama olmadı, bilgisayar dili öğreneyim dedim dilim dolandı, pro-gamer olayım dedim babam fişi çekti, v.s derken ebedi bloguma (buraya) ulaştım. İşte burada da farklı kategorilerde kendimi anlatıyorum, yani ben sizlere fikir yapımıyorumlama yeteneğimidüşüncelerimianılarımı anlatıyorum, “anlayana sivrisinek saz, anlamayana flarmoni orkestrası soksan az” şeklinde bir söz söylüyorum sonra.


Sanırım biraz da boş zamanımda yaptığım şeylerden bahsetmem lazım, o kısım burası olabilir. Hâlâ bilgisayar oyunları oynadığım için ailemden “eşşek kadar adam oldun hâlâ oyun oynuyorsun” lafını duymak en büyük hobimdir. Ne oynadığıma gelecek olursak LoL oynuyorum, çok iddalı bir oyuncu değilim, support & jungle rollerinde fena değilim. FIFA indirdim (torrent), Beşiktaş alıp top koşturuyorum, orta zorlukta bile çok zorlanıyorum. Kardeşim ve onun arkadaşlarına katılıp CS:Go oynamayı planlıyorum ama çoluk çocuğa rezil olmaktan çok korkuyorum, botlara bile zar zor gücüm yeter.


Müzik aslında benim için hayatın en büyük zevki olabilir. Çok farklı türlerden müzikler dinlerim, mesela; Pink Floyd parçasından sonra Müzeyyen Senar parçası gelen bir müzik listem var. Genellikle babadan kalma müzikler dinlerim ben: Pink Floyd, Led Zeppelin, Queen, Scorpions, Eric Clapton, Deep Purple, Mötley Crue… bunlardan bir kaçı mesela. Sonra madem seviyorum dinlemesini, çalmayı deneyeyim dedim; her genç gibi öncelikle gitara sarıldım, hiiç olmadı. Ondan sonra bir bateri çalma durumum oldu, o da biraz olduktan sonra. Zirve yolunda bıraktım.


Spor dedin mi duracaksın aga… O kadar mahalle çocuğuyuz falan dedik, tabii ki halı sahaların vaz geçilmez sağ bek oyuncusu olacaz. Ama ondan daha sevdiğim tek şey Basketbol oldu sanırım, iyi oynadım; hızlıydım, çeviktim, zekiydim, piçtim (benden uzun adamlar ribaund için zıplarlarken şortlarına parmağımı takardım, korkudan zıplayamazlardı)… Sonra ne oldu, ciddi bir trafik kazası geçirdim bir de boyum 176 cm civarına gelince uzamayı bıraktı. Ben de biraz mecbur biraz da boşvermişlikle onu da bıraktım.


Spor ve Müzik dediğime göre hayatımın çoğundan bahsetmiş sayılırım. Biraz da kitaplardan bahsetmem gerekirse Dan Brown kitaplarının büyük hayranıyım diyebilirim. Aslında türü çok farklı kitaplar okurum, ayrım yapmam “sadece yabancı okurum” ya da “sadece sanat kitapları okurum” demem yani. Bu sayfayı yazdığım sıralarda İnce Memed Serisi‘ni bitirmek üzereyim. Ama bölüm gereği hayvanlar gibi Psikoloji kitapları okuyorum. Öneri isterseniz bu konuda Sybill kitabını önerebilirim.


Benden tam olarak bu kadar, daha fazla ne anlatacağımı bilmiyorum. Merak ettiğiniz herhangi bir şey olursa, sadece bana bir “Merhaba!” demek isterseniz ya da sohbet etmek isterseniz bir yandaki “İletişim” sayfasından bana ulaşabilirsiniz. Görüşürüz konserveler!