Selam konserverler! Uzun yıllardır blog tutan bisi olarak, bu konu üstüne de yazmaya karar verdim. Hani hiç bir zaman ünlü blogger olamadım; sıkıcı, tek düze, bol sövmeli, azcık cinsel, sinirli ilişkilerim olmadığı için de olabilir tabii ama neyse belki hiç ünlü blogger olamadım ama hep kendi küçük çevremi yaratmayı başardım ve bir şekilde okuyucumu okumaya devam etmesi için konuya bağlayabildim. Sizlerle de zaten bu doğrultudan ilerleyeceğim, benim konularım kişisel alanda olduğu için çok ilgi uyandırmıyor olabilir ama belki sizin diliniz, konularınız, hitabınız benden farklı ve belki daha kuvvetli olacağı için kotarabilirsiniz mevzuyu.

Yıllar önce kişisel blog ağında ciddi bir azalma oldu, bundan ben de etkilendim sanırım 1-2 yıl yazı yazmadığımı hatırlıyorum… Ama şimdi yeniden kişisel blog sayısında bir yükselme var ve bu benimde hoşuma gidiyor, sebebini bilmiyorum ama ne olduysa iyi ki oldu. Eh herkesi bir hevesle blog açtı, çeşitli forumlardaki – sitelerdeki basma kalıp “Yeni Blog Açanların Yapması Geren 987984654 Şey” makalesini adım adım uyguluyor, “Merhaba Dünya” yazısı yazıyor, sadece selam, merhaba, ben şöyle böyle konulu bir yazıyı her yerde paylaşıyor… Sonunda da zaten tıkanıp kalıyor, ve hiç hoşuma gitmeyen gündemdeki güncel olayları/haberleri kopyala yapıştır ile sitesine ekliyor… Kısaca konumuz; konusuzluk… Süper saçma! Timur Demir‘ın sitesine bakmanızı tavsiye ederim “Nasıl Blog Tututlur/Tutulmalı” konusunda, ben de size kendi yöntemlerimi anlatayım madem…


Öncelikle sitenizin bir kişisel blog olduğunu aklınızdan çıkartmayın, sikinizin keyfine göre yazabilirsiniz. Sorun burada başlıyor bence, –ben maddi amaç gütmüyorum– ben bu blogu bir deşarj yeri olarak kullanıyorum yani benden başka 10-20 kişi okusa mutlu oluyorum gözümü yükseklere dikmiyorum. Benimle aynı kafada olan birisiyle illaki yollarımız kesişir diye umuyorum ve yazmaya devam ediyorum… Hoşuma giden şeylere kendi yorumumu katıyorum bunun için Buna Bakın kategorisini kullanıyorum ve asla kopyala-yapıştır yapmıyorum, kendi yorumumu illaki katıyorum 3-5 satır bile olsa.

Şöyle düşünün eve geldiniz, ya da günün sonunda illaki arkadaşlarınızla ya da ailenizden birileriyle gününüzü paylaşıyorsunuz, bunu neden bir yazı olarak blogunuza eklemeyesiniz ki? Daha doğrusu neden eklemiyorsunuz abi? Kafanızdan geçtiği gibi, birine anlatmak istediğiniz gibi yardırın gitsin… Baktınız çok uzun geldi, üşendiniz yazmaya en kötü vlog -video günlük- olarak kaydedin, konuya ekleyin ve nelerden bahsettiğinize dair kısa bir açıklama girin, düşünün ne kadar zor olabilir ki? Neyse biraz da yardımcı araçlar ve neler yapmalısınız bunlardan bahsedeyim başlıklar halinde.

Yardımcı Araçlar:

Blog tutarken konu bulmakta size yardım edecek en büyük etken şüphesiz ki gözlem kabiliyetiniz ve ortam ve öz farkındalığı. Gün içinde onlarca kişiyle konuşuyoruz ve bu konuşmaların konusu gene onlarca farklı şey olabiliyor. Bahsettiğim üzere gözlem kabiliyeti burda devreye giriyor, sizin bu konuda neler düşündüğünüz ve size gelen tepkileri ayrıştırabilmeniz gerekiyor ama daha önemlisi ortam ve öz farkındalığı… İnsanlar kalabalık bir ortama/topluluğa/gruba girdiklerinde özfarkındalıkları kaybolabilir, bu yüzden ortam ve öz farkındalık önem kazanıyor. Belki blogunuz için muhteşem bir konu dönüyor ortada ama siz blogu falan unuttunuz keyfinize bakıyorsunu, aklınıza gelmez sonradan ben söyleyeyim. O yüzden blog sahibi olduğunuzu aklınızdan çıkartmayın ve seri, kısa notlar alın. Ben bu iş için akıllı telefonumu kullanıyorum, biraz romantik veya eskisever iseniz not defteri kullanabilirsiniz. Ben not tutmak için, liste hazırlamak için, hatırlatıcı eklemek için falan Google Keep kullanıyorum, widget desteği ve tasarımı hoşuma gidiyor. Ama siz EvernoteWunderlist gibi uygulamaları da kullanabilirsiniz tabii.

Evernote / Google Takvim / Wunderlist
Evernote / Google Takvim / Wunderlist

Neler Yapmalısınız:

Bana soracak olursanız OKUYUN. Burda bahsettiğim okumak sadece gazete, dergi, kitap, fasikül değil diğer blogları da okuyun. Konu bulmanıza yardımcı olabilir, hatırlamanızı tetikleyebilir. Güncel olaylar, hele de bulunduğumuz ülkede gündem sürekli sıcak; siyaset/politika demiyorum, merakınız varsa onu da yapın tabii ama herkesin ilgisi başka. Gündem de sizin ilginizi çeken konularda bir gelişme olmaması imkansız, takip edin, okuyun, aktarın…  Meselâ bir arkadaşım League of Legends hakkında çok bilgili, oyunu iyi oynamakla kalmıyor üstüne taktik/strateji geliştirebiliyor. Ayrıca oynadığı kadar izliyor da oyunu, yasadışı bahis oynuyor LoL üzerinden ciddi anlamda ücretlerde kazandı. Bunu bir de bloga döktüğünü düşünsenize… Aslında burdan sonrası konuya göre site açmak ya da siteye uygun konu girmek üzerine ama biz kişisel blog üzerinden konuşuyoruz, baştada dediğim gibi sikinizin keyfine göre yazın ama özgün yazın!

Umarım yazdıklarım işinize yarar, kolay gelsin konserveler!

24 Yorumlar

  1. Merhaba on yılda kırk blog açıp kapatmış birisi olarak dediklerine sonuna kadar katılıyorum. İlaveten sayfayı uzun süre yazısız bırakmamanın önemini ekleyebilirim. Tabi yazı olsun diye bir yerden kopyalanıp yapıştırılmış içerikten bahsetmiyorum. Önemsenerek yazılmış samimi bir içerikten bahsediyorum.

  2. Kişisel blog mu 🙂 Yıllardır kişisel sitemde bir çok yazılar yazıp yayınladım. Güzel ve zevkliydi başlarda, sonrasında çok sıkıcı olmaya başlayınca bende yön değiştirdim. Kendimi seo işlerine verdim, bilet sektöründeki Alo Bilet Hattı sitesinin Arama motoru optimizasyonu çalışmalarını yönetiyorum. Lacivert bey, başarılarınızın devamını dilerim.

  3. Bende kişisel blog yazarı olarak o anda ne ile karşılaştıysam veya ne aklıma geldiyse onu yazıyorum. Ve bu hem okuyucuyu hem de beni memnun ediyor. Ama bazen ciddi anlamda tıkandığımı itiraf etmeliyim.

  4. Bende uzun yıllar kişisel blog yazılarımı yazarak güzel vakitler geçirdikten sonra biletbayisi firmasında uçak bileti satışı yapan bir websitesinin webmaster’lığını yapmaya başladım. Şimdi daha farklı bir mecrada daha farklı bir yarışın parçası olmanın gururunu yaşıyorum. tüm blogcu dostlara selamlar saygılar.
    Selami Altınözü

  5. Kişisel blogun en büyük zorluklarından birisi bu, belirli bir konu ya da yetenek üzerine yazmak nispeten daha kolay oluyor.

  6. Yardımcı araçlar cidden önemli olabiliyor, sonda bahsettiğiniz okuma alışkanlığına da büyük katkı sağlıyor. Evernote tavsiye ederim.

  7. benim de bir blogum var ama sabit bir konuda yazmıyorum. o an ki durumuma göre bazen kpop gruplarının yeni çıkan şarkılarını veya yeni çıkmış bir kpop grubu varsa onu tanıtıp yorumumu ekliyorum. Eğer alışveriş yapmışsam makyaj kıyafet güzellik bakım kitap vs. onu ekliyorum o hafta. eğer bitirdiğim bir kitap varsa onun tanıtımını ve yorumlarımı yazıyorum . ne biliyim moda akımlarını tanıtmayı, Diyet , güzellik ( sivilcelerden nasıl kurtulursunuz , vs. ) , sağlık , veya e-günlük yazmayı düşünüyorum. Yada noodle gibi farklı omletler gibi yemekler pasta börekler gibi tarifler paylaşmayı düşünüyorum. yada mesela bu hafta cv nasıl yazılır ve örneklerini paylaşacağım . lise öğrencilerine şu ders nasıl çalışılır. üniversiteye hazırlananlar için belki ilerde yapmayı düşündüğüm genetik , doktor , öğretmen veya rektörlerle röportajlar ve o bölümlerin üniversitelerin tanıtımlarını koymayı düşünüyorum. o ay vizyonda olan bir filme gidersem onunla ilgili yorum ve eleştirilerimi yazmayı düşünüyorum vs. vs. çok mu geniş bir konu yelpazesi oldu . acaba okunur mu . daha çok yeniyim yaklaşık 2 ay falan oldu . Lütfen cevap verirseniz çok sevinirim.

    • Kategorilendirmeyi doğru yaparsanız, her telden olması bir sorun çıkartmaz. Ama burada verdiğiniz site adresiyse, biraz zor. Çünkü bu alanadının akılda kalması, yazılışı falan çok uzun ve akılda kalması zor.

  8. Gerçekten kişisel blog yazarlarının sıkıntı çektiği noktalardan biri de yazacak konu bulamamak. Ama dediğin gibi bu gibi anlarda yazmaya zorlamaktan ziyade okumaktır. Bu anlarda diğer blogger arkadaşları okuyup fikir depoluyorum 🙂

  9. Aslında blog yazmak başlı başına yetenek isteyen bir iş. Herkesin yapabileceği bir şey değil. Kimileri hayatında ki çok küçük olaylardan bile sayfalarca yazı yazabilecekken kimileri yazabilecek çok şeyi olmasına rağmen bunu derleyip yazı haline getirememekten dolayı yazamıyor. Birde sabır önemli bir faktör. Takip ettiğim bloglara bakıyorum maşallah uzun uzun yazabiliyor. Misal ben o kadar sabredip uzun yazı yazamam 🙂

    • Niyet önemli, benim için en zoru yazıya başlamak oluyor genellikle. Sonrasında ise su gibi geliyor devamı 🙂 Anlatacak şeylerinin olması ve bunları yazıya dökebilmek ise dediğin gibi az yetenek çok sabır isteyen bir iş.

  10. Ben de bu ara “usta”ya taktım. Zaman zaman değişiyor elbet ama şimdilik herkes benden usta olduğu için bu hitap iyidir. Ayrıca çok kısa bir yazı olmuş la, ben daha uzun ve listeli bir yazı bekliyordum.

  11. Aslında günlük hayatımda aklıma blog yazısı olarak yazmak için bir çok konu geliyor fakat sonra kaydederim şimdi kaydederim derken hep unutuyorum. Ya da vakit bulamıyorum. Herneyse önümüzde lys’ler kaldı zaten bi sonrasında tekrardan yazmaya devam. 🙂 Bu arada güzel bir yazı olmuş eline sağlık.

    • Moruk, hacı, hoca, aga çok ortak kullanılıyor. Ben günlük hayatımda “konserve” ve “tırrık” lafını çok kullanırım küfür hariç, konserve daha hoş 😀

Yanıtla

Yorumunu yaz lütfen
Adını buraya yaz