Ulan epeydir başımdan geçen bir olayı anlatmıyormuşum, bu gün lafı açılınca ortamlarda anlattım. Dedim ki madem ortamlarda anlatıyorum, bloga da yazayım. Dışarı çıkmayı genel olarak sevmediğim için, sinemaya da az giderim. Az film izlemem ama sinemaya az giderim. Herhalde en nefret ettiğim film türü de korkudur, gerilim gene bir nebze ama korku… Yok ya ben hiç almayayım, korkuyorum lan işte. Hem narin bir bilinçaltım var benim, yerleşeni kolay bırakmıyor…

Arkadaşlar ne için vardır? Destek olmak, yanın da olmak için vardırlar. Ama yakın arkadaşlar, dostlar senin ebeni sikmek için vardır… Her şey onlarla katlanılabilir hale gelebilir, nitekim bu olayda da ebemi siktiler. Bu sefer onların suçu değildi ama olsun, işin özünde gene onlar vardı. Hem dostlar ne içindir? İftira atmak için tabii.

Türk sinemasını koşturan bir kaç isim var, diğer yapımlar hep bir hüsran, feryat-figan. Hele olay Türk Korku Filmi oldu mu, elinizde 2-3 senaryo var; içine cin kaçmış karı, köye musallat olmuş ruhlar ya da gene cinli bişiler… Eh sevmeyen adam neden gitsin korku filmine? Çünkü; altı abaza -allah muhafaza- toplanıp, tam troll kadroyu kurup, yan yana sıraları aldıktan sonra hem filmi hem de diğer izleyicileri trolleyebiliyorsunuz. Korku filmi de oluyor size komedi filmi..


Seneeeee, geçen sene. Yok yok daha lisede falandım, ya Lise 2 ya da Lise 3. O aralar da bu Dabbe filmi revaşta, serinin kaçıncı filmi bilmem ama herkesin ağzında bir dabbedir dönüyor. Planlar yapıldı, okuldan çıkıp en yakın alışveriş merkezinin sinemasına gidilecek. Okul bitti, 2.5 liralık “Tavuk Döner + Ayran” yenildi-içildi, sigaralar yakıldı, Ankaray – Metro aktarmaları yapıldı… Neyini uzatıyorsam mineski, neyse işte alışveriş merkezinde liseli ergenler olarak tur attık işte film saatine kadar.

Film saati yaklaşınca da gittik ayırttığımız biletleri almaya, fakat o da ne! Beş koltuk yan yana birisi de arka sıra, sıranın sonunda ben olduğum için arka sırada tek başına oturacak kişi de ben oldum. Bileti aldıktan sonra, yeri ayırtan arkadaşa küfür kıyamet takılmaca, birbirimize takılmaca falan gittik yerimize oturduk. Salon hemen hemen boş gibi, benim arkadaşların sıra dolu, benim sağ taraf komple boş ama gel gör ki ibneleri ikna edemiyorsun yanına gelmeleri için. İşin içinde puştluk da var tabii…

Işıklar kapandı, rutin olarak o can sıkıcı reklam trafiği başladı. Bizimkiler daha film başlamadan gırgıra başladılar, yarı duyuyorum yarı duyamıyorum falan. Salon da ufaktan dolmaya başladı, filmin başlamasından hemen önce 60-70 yaşlarında bir teyze başıma dikildi ve o efsanevi soruyu sordu; Evladım bu film, Kur’an da adı geçen o mübarek film mi? Ulan soruya teknik anlamda mı cevap versem, teorik olarak mı cevaplasam yoksa hepsini geçip işin pratiğine mi girsem diye düşünürken benim arkadaşlardan biri beklediğiniz cevabı verdi Evet teyzeciğim, bu film o film. Biz de arkadaşlarla Din Bilgisi öğretmenimizin tavsiyesiyle geldik…

Ben yarrak yarrak bakarak teyzenin suratı ve ön sırayla mekik dokurken, teyze hemen solumdaki koltuğa oturmasın mı? Ulan yayla kadar yer var, neden benim yanım? Hani bomboş pisuvar sırasında tam ortadakine gidersiniz de sizden sonra gelen hemen dibinizdekine işemeye başlar… İşte tam olarak öyle bir his uyandı içimde. Hayır yani; korku filmi dönüyor, arkadaşlarımdan kopmuşum, yanımda dini filme gelmiş bir teyze var, geyiği duyamıyorum…

Zaten reklamlar bitti, intro da Kur’an’dan cinlerle, perilerle ilgili bir sure gözüktü, film 5 dakika daha normal devam etti ve hemen sonrasında çığlıklar, korkunlu karılar, kafası 180° dönen tipler başladı. Nenem önceleri tepkisiz kaldı, bu arada bizim pezevenkler duyamayayım diye bir sıra öne kaydılar. Daha doğrusu zaten yerleri orasıymış, yerlerine geçtiler. Nenem bir süre sonra stabilizasyonu kaçırdı tabii…

Her çığlıkta “aağ yivruum” diye feryat eden bir nene düşünün. Hayır bununla kalsa gene iyi, ben de tırsıyorum ama serde delikanlılık var… Bizim hırbolarda iki filmle, bir benle dalga geçmeye başladılar. Yani eğlencenin anasının ebesini şeyapacağımız bir seansta; koluma sarılan, kafayı sürekli omzuma göven, sürekli aiiiy yiaavruuuğm diye bağıran bir neneyle uğraştım. Yav nene, git işte diyorum “yok belki sonunda şeolur” diyor…

Bu da böyle bir anımdır…

 

Yanıtla

Yorumunu yaz lütfen
Adını buraya yaz