Gün geçmiyorki başıma abuk subuk bir durum gelmesin be konserveler. Hep beni mi bulur böyle olaylar bilmiyorum, bu sefer ki size komik gelebilir ama ben baya bir sinir-stres harbi yaşadım kendi içimde. Olayın içinde o kadar saçmalık var ki, inceden bir kıllanma veriyor insana. Yani bir bir taraf bu kadar salak olabilir, diğer taraf da bu kadar dalgın olabilir herhalde. Neyse mevzunun giriş kısmını çok uzatmadan başlayayım olayı anlatmaya.


Biliyorsunuz ya da bilmiyorsunuz, arkadaşlarımla InterRail yapma gibi bir planımız var. Bunun için de pasaport falan lazım, sonuçta yurt dışına çıkacağız. Pazartesi günü için saat 11:40’a randevu aldık arkadaşımla, Ankara Emniyet Genel Müdürlüğü‘nün yanında AnkaMall alışveriş merkezi var ben de arabayı oraya koydum. Emniyet’e girdik ve bir saat sonra bütün işlerimizi halledip tekrar arabaya bindik, eve yollandık.

Ertesi gün bir başka arkadaşımın işi olduğu için tekrar Emniyet’e gitmem gerekti, ben de doğal olarak tekrar AnkaMall‘e girdim ama bu sefer boş yer bulamadım. Emniyet’in arka sokağında bir otopark olduğunu biliyordum, ama değnekçi usulü olduğu için koymak istemedim, sonuç olarak koymak zorunda kaldım! Üstüne üstlük yer olmadığı için, anahtarı da teslim etmek zorunda kaldım. İçim huzursuz bir şekilde girdik içeri, en fazla yarım saat kaldıktan sonra işimiz bitti, çıktık, arabanın yanına geldik… Yalnız bir sorun vardı; araba yoktu?!?

Önce dedim ki; Herhalde bu salaklar arabayı koydukları yeri unuttu ya da aldı biri tur atıyor. Ama heriflerde inceden telaşlanmaya başladılar, ben sakin adamı oynuyordum ama içten içe sinirlenmeye ve streslenmeye başlıyordum. Otopark’ın başındaki eleman  da sağa sola esip gürlemeye başlayınca bana iyice gelmeye başladılar, artık işi atar boyutuna getirecekken iyice sinirlenmeme sebep olacak şu cümleyi duydum; Ben bu arkadaşın arabasını buraya bıraktığını hatırlamıyorum!

Tam her şeyi göze alıp -burda göze aldığım şey bir aşiret adamın beni dinlene dinlene dövmesi- adama kafa göz dalacakken, arkalardan bir ses geldi; Ben hatırlıyorum abiyi, gri focus bıraktı. Bu kim diye döndüm; bilmem hiç denk geldiniz mi ama, ruhsat işlerini daha hızlı hallettiklerini söyleyen bir güruh vardır Emniyet yakınlarında, onlardan bir çocuk işte. Ortalık sakinledi, tam otoparkın karşısına da bir trafik polisi arabası, bir de düz polis arabası geldi. Ayağa kalktım, gözlüğümü gözüme taktım, iyice bir “cool” havaya girerek gittim ve aşiretin başı olan herife; Bak abi, 10 dakkanız var araba buraya geldi, geldi.. Gelmezse aha bu iki ekibi üstünüze sararım, yukarıdan tanıdıklar da var, ona göre.

Aha gözlüğü taktım, atarı yapmadan 3 saniye önce ben.
Aha gözlüğü taktım, atarı yapmadan 3 saniye önce ben.

Zaman geçti mi geçmedi mi bilmiyorum, tahamül sınırlarım bittiği anda ayağa kalkıp polis arabasına doğru yöneldim. Tabi hemen otoparkçılar geldi, “abi az daha bekle” nidaları yükseldi, tam elemanlarla konuşurken takım elbiseli bir abi geldi ve dedi ki “run forrest run” ?!? bir dakika bu başka bir şeydi, hah şey dedi “burda bir araba karışıklığı yaşandı mı?“. Nasıl bir etki yarattıysa ortamda evet dedim, anahtarı uzattı bana, baktım benim arabanın anahtarı cidden.

Şöyleki, abinin arabası da “gri ford focus” imiş, bu salaklarda 3 Focus anahtarından ellerine geçeni alıp vermişler buna… Bu da iş yerinde karışıklık mı olmuş ne olmuş, zaten şirket arabasıymış, binmiş arabaya 500mt. sonra kafasına denk etmiş “bu araba benim değil lan” diye. Yalnız bu nasıl bir dalgınlıktır ki adamın araba 2012 model, benim arabam 2009 model. Yani arada kasa farkı var lan! Hadi onu geçtim de abi, arabaya binip aynayı koltuğu ayarlamışsın, insan demez mi “lan bu işte bi gariplik var” diye?

2 Yorumlar

Yanıtla

Yorumunu yaz lütfen
Adını buraya yaz