Selam konserveler! Eğitim hayatım son sürat devam ederken, ebemi sikerken ve yarın sınavım varken hatta ben hiç çalışmamışken sizlere bu yazıyı yazıorum. İyi bok yiyorum, neyse ya sabahlarız sıçtın mavisi’ni görüp nedir yani? Neyse, başlıktan ve görselden anladığınızı düşünüyorum bu gün size ben nasıl Beşiktaşlı olduğumu anlatmaya karar verdim.

Yazıyı şampiyonluğumuzdan bağımsız yazdığımı söylemek isterdim ama tabii ki öyle değil. Son maçlara yaklaştık, şampiyon olmama ihtimalimiz hesaplara göre %0.66 (Konyaspor, Osmanlı ve Beşiktaş’ın iç-dış saha son 10 karşılaşması üzerinden yapılan hesaba göre). Bu durumda sosyal medyada sürekli anılar, videolar, marşlar paylaşılıyor. Eh tutamıyorum kendimi.


Beşiktaşlı olunmaz Beşiktaşlı doğulur diye, her takıma uyarlanan bir tabir vardır bilirsiniz ama aslında yoktur. Ben Beşiktaşlı doğmadım, 8 yaşıma kadar da Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ne varsa tuttum. Bir ara tam bir demokrat havasına girip “Milli takımı tutuyorum ben” dedim.

Sonra annemin iş yerinde bir Koray abi vardı, ben bazen annemle giderdim memur gibi gider gelirdim baya. Ulan her gün enerji bombası olan adam her haftanın belirli günleri, çoğunlukla Pazartesileri olmak üzere, emekleyerek geliyor işini 2-3 saatte bitirip uyukluyor. Bir gün dayanamadım sordum “hacı sen ne ayak lan? pavyona mı gidiyon? beni de götürsene” dedim, yarı uykulu “mıçı gidiyim mınıkıyım bi sıs” dedi ağzı kolunda. O gün çok ırgalamadım, bir gün bu hem yorgun hem de baya canı sıkkın. Sabah elinde bi gofret 2 de simitle girer çünkü odaya, baktım millette dalga geçiyo gene gittim yanına.

Lacivert: Koray abii?
Koray Abi: N’oldu Laci?
Lacivert: Asıl sana noldu?
Koray Abi: Kaybettik…
Lacivert: Kim öldü? 🙁
Koray Abi: Birisi mi öldü?
Lacivert: Kaybettik dedin 🙁
Koray Abi: Lan maçı kaybettik amk, şampiyonluk kaçtı!
Lacivert: Sen neden rastgele yorgun geliyosun?
Koray Abi: Maça gidiyorum lan işe.
Lacivert: Halı saha mı?
Koray Abi: Yok lan Beşiktaş’ın maçına…
Lacivert: Heaaaaaaaa.

Uyandı bu neyse, başladı bana Optik Başkan’ı, Süleyman Seba’yı, Baba Hakkı’yı, Şeref Bey’i anlatmaya. Çok seviyordu, gözünden gördüm onu. Deplasman Kartalı imiş meğerse, her maça gitmiş ama her maça. Hafta içi olanlara mesai saatinden sonra otobüse atlayıp gitmiş, uyumadan işe gelmiş; haftasonları olan maçlara da gidip sabah uyumadan gelmiş. Bana herhalde 3 saat boyunca anlattı, ben sormadım hiçbir şey. O sadece anlattı, marşları öğretti ve ben Beşiktaşlı oldum.

Sonra babamın başının etini yedim tabii “maç izleyecem ben” diye, yoksa Beşiktaşlı olamazmışım. İzledikçe, tribünleri gördükçe, bulunduğum ortamlarda tek Beşiktaşlı ben olunca aşka döndü bendeki ilgi, tabii sonra internetten araştırmalar.

Maçlara gidenlerin öyküleri, anıları falan derken ben tutuldum tamamdım artık. Sevgimi pekiştiren, aşkımı taze tutan bir kaç sebep var tabii bunların başında taraftar geliyor. Hatta daha doğru bir tabir ile camia geliyor. Şimdi sizlere bir kaç kırılma anı anlatacağım başlıklar halinde.

2002-2003 Sezonu 100. Yıl Şampiyonluğu

Tarifi yok, olaylara yeni ısındığım dönemler tam. Ligi gazetelerden takip ediyorum düşünün; evde lig tv yok, internet yok, bilgisayar yok, cep telefonu yok, e zaten ben yatana kadar maç özetleri gösterilmiyor… e tek çare ertesi gün ki gazete. Ama o sezonun derbilerini izleyebilmiştim. Hani Kadıköy’de 10 kişi kalecisiz 4-3 yendiğimiz maç, “Sergen attı, şampiyonluk geldi” dedirten maç. Ben o yaz berberde çıraktım, biriktirdim parayı 10 Milyon Lira eksik kaldı annem verdi 100. Yıl forması aldım.

sergen attı şampiyonluk geldi

Liverpool Galibiyeti – Hezimeti

Bizde Lig TV hiç olmadı, hâlâ yok. Daha yeni “alsak mı lan acaba?” diyoruz evde. Hâl böyle olunca Avrupa maçları benim için ayrı öneme sahipti. İlk maçta Bobo’nun golüyle kanepede uyuklayan annemi zıplatmıştım yerinden… O gün güzeldi ama 8-0’lık bir hezeyanımız oldu, herkes bilir. Ertesi gün formasını giyip okula giden çocukların arasında bende vardım. Eğilmedik, bükülmedik takımımıza sövmedik ertsi maçta gene alkışladık, destekledik.

gokcen eke besiktas vs liverpool
Çizer: Gökçen Eke

İnönü’ye Veda

Yenilikler iyidir, eve bağlılıkta öyle. Ama biz bir ayrı bağlıydık be. Normal insan evladı; stad büyüyor, genişleyecek, yenilenecek be der, bizimkiler hatıralarımız var dedi. Eyvallah. Yeni stadı sevmemezlik yapmadılar ama, yerlerini aldılar. Adını herkes başka bir şey diyor bizim Mabedin. Varsın desinler, bütün yollar aynı yere çıkıyor nasıl olsa.

vodafone arena kareografi

Büyük Başkan Süleyman Seba’nın Ölümü

Ben bu kadar sevilen bir spor adamı daha görmedim. Beşiktaş futbolculuğuna roman yazılır, Başiktaş başkanlığına da başka bir roman yazılır. Sonra onun anılarına, onunla olan anılara ansiklopedi yazılır. Beşiktaş için, futbol için, spor için büyük bir insandı ve büyük bir erdemdi. Anlatılanlardan tanıdım ama ölümü beni bile büyük yıktı…

Taksim Gezi Parkı Eylemleri

Bunun hakkında çok yazıldı, çok çizildi. Ben çok uzatmayacağım, neden katıldım vs. bunlardan bahsetmeyeceğim bile. Bir sivil ayaklanmanın sembolü haline gelen bir futbol takımının taraftar grubuydu. Suçlandılar, mahkemedeki savunmaları bile Beşiktaş üzerindendi. Büyük severim, büyük saygı duyarım, takip ederim ama onlardan değilim. Seba’nın dediği gibi; Beşiktaş için bir şeyler yapmak istiyorsanız, kimsenin adamı olmayın düsturu kalbimde. İnsanlara umut verdiler, diri tuttular, korkularını azalttılar. Var olsunlar.

CihCKvjWkAAI77j
Çizer: Gökçen Eke

6 Yorumlar

  1. 2002-2003 kısmında ben daha altıma yapıyordum o yüzden yorum yapamam ama daha sonra kaçırdığımız tüm şampiyonluklar hakkımızdı. Lige en iyi hazırlanıp başlayan takım Beşiktaş, sonlara doğru hala iyi oynarken nasıl 2. 3. oluyor akıl ermiyor doğrusu. Ama 2016’da gerek taraftar gerek takım elimizden gelenin en iyisini yaptık, stadımızı şampiyonlukla, uefaya girerek açtık. Seneye de koymak umuduyla 😉

    • Sonra kaçırdığımız bütün şampiyonluklar hakkımız değildi. Bu takım “Feda” döneminde, tarihinin en kötü dönemlerinde bile gençleriyle ilk üçten hiç düşmedi. Samet Aybaba, gençleri buldu kulübe kazandırdı; Bilic, gençleri hazırladı; Şenol Güneş içlerindeki yıldızı çıkarttı ve ligi aldı. Ligi domine etmek bizim elimizde, defansa kemik transferler lazım ondan sonrasında Şampiyonlar Ligi bizi zorlasa dahi UEFA’da final oynamamak için bir engel yok.

Yanıtla

Yorumunu yaz lütfen
Adını buraya yaz