Çok eskilerden kalma bir arkadaşıma rastladım bu gün, sohbet muhabbet derken eski günlere dokundu konunun ucu doğal olarak. Bu herif bu sıralarda ODTÜ mezunu, ciddi anlamda sosyal bomba, hoşsohbet, ev de daralan bir insan. Ama her zaman böyle değildi, bu arkadaş asosyalin dibiydi asosyal atasıydı. Bu arkadaşa ben Çükübik diye hitap edeceğim bu hikâyemde, burdan da -eğer okuyorsa- Çükübik‘e selam olsun, senin ta bacağına sıçayım!


Çükübik ile tanışmam sanırım 2009 yılına dayanıyor, bir gün mahallenin süper marketinden sigara aldım. Kasada ödemeyi yapıp dışarda sigara içiyordum, 40-45 yaşlarında bir hanfendi iki elinde ağır olduğu belli torbalarla hayıflana hayıflana kapıdan çıktı. Yardım edeyim falan dedim, hanfendi de baya sıcakkanlı çıktı, evine kadar eşlik ettim bende. Apartman girişinde ben kapıyı anahtarla açar dedim, zili çaldı: “hea kocası heralde” dedim, oğlu çıktı.

Neyse asansöre bindik falan yukarı kata çıktık, oğlu yani bizim Çükübik kapıyı açtı; annesini gördü ilk sırıtıyordu, sonra beni gördü göz göze geldik; “merhaba” dedim ve Çükübik içeri kaçtı… Baya kaçtı lan eleman, ben şok, ben iptal, ben vefad… annesine baktım, o da bana baktı “bizim oğlan da böyle işte” dedi. Kadın gel çay ikram edeyim dedi, açıkcası Çükübik‘in bu davranışı garibime gittiği kadar da  ilgimi çekti. Girdim içeri, yeni tanıştığım insanların evine giriyordum ama böbreği bıraksam bile, bu herifi yani Çükübiği çözecektim.

Annesiyle konuşurken, ben sürekli konuyu oğluna getirdim. Meğer bu Çükübik okul-ev arasında takılan, bir tane dahi arkadaşı olmayan, okul dışındaki tüm zamanını video – konsol oyunları ile geçiriyormuş falan. Kadıncağız zaten dertli bende iyice üzerine gitmeye başladım, “ben arkadaş olurum onunla” diyerekten kendime kapıyı açtım.. Anneside bir umut olarak mı gördü, ne olduysa seviniverdi kadın. Birlikte Çükübiğin inine doğru yola çıktık.

Annesi önde, ben arkada odaya girdik bir de ne göreyim; bizim Çükübiğin dev ekran televizyona bağlı bir PlayStation 3‘ü var! Ben de evde 512MB ekran kartıyla oyun oynamaya çalışıyorum. Neyse ben gün aşırı Çükübik‘e gitmeye başladım, bebe kapıyı açıyor ve yok oluyor. Odasına giriyorum 5 dakika duruyor, mutfağa kaçıyor falan. Ben de inada bindirdim ördek yavrusu gibi takip ediyorum hırboyu. 3. gün falandı sanırım, sonunda -Naber? dediğimde cevap alabilmiştim.

Gel zaman git zaman bana alıştı Çükübik, sokak kedisiyle dost olmak gibi amk, alıştırdım kendimi. Neyse sohbet muhabbet, birlikte oyun oynamalar falan derken. Takriben tanışmamızdan 3 hafta sonra; “gel parka çıkalım” dedim, “yok, ne işimiz var” dedi. Ensesinden yakaladığım gibi kapının önüne koydum götleği, neyse çıktık parka ben sigara içiyorum falan bu da kapşonu takmış kafa yerde karınca izliyor. Mahalleden tanıdık çocuklar falan selam veriyor, bunla tanıştırayım diyorum bu mal garip garip hareketler yapar falan bir de dayak yemeyelim diye vazgeçiyorum. Neyse kazasız belasız eve döndük. Çükübik bu parktan sonra bir kere beni kapıda karşılayıp “parka gidelim la” demişti. Büyük gelişmeydi, buna ek olarak bir büyük gelişme daha vardı ki o da şüphesiz “LA” demesiydi.

2 hafta sonra falan, “yürü dışarı” dedim, çıktık dışarı bu malak tabii direk parka yöneldi. Ben bu görmeden dolmuşa el yaptıp, dolmuş da durunca tuttum kolundan attım içeri “hoaaaaydaaa” diye. Bu tabi deliye vurdu kendini, ayakta gidiyoruz, kalabalık, buna sürekli para veriyorlar falan cidden bayılmadan iyi indik dolmuştan. Neyse oturduk çay falan içtik, sonra; “bira içer misin?” dedim, “yok” dedi, gene de söyledim çocuğa bir 35lik. Korka korka içti, rahatladı, ben sormadan bir şeyler anlatmaya başladı falan derken, annesi beni aradı-Alo +Berk, Çükübik evde yok! -Beraber Bahçelideyiz biz, sıkıntı yok. +Hadi ordan! konuşmanın tamamı bu. Kadın inanamadı, eve gittiğinde sarılıp öpmüş falan Çükübiği, ağlamış kadıncağız.

Ama o günden sonra Çükübik rahat 1 hafta benimle konuşmadı, bende üstlenmedim o gün yaptıkları ona 1 ay yeter diye. Neyse bir gece telefonum çaldı, bilmediğim bir numara arıyordu, açmadım. Bilinmeyen numara ısrarla aramaya devam edince açtım, tam küfredecektim ki ÇükübikAa-a-aa-lo” dedi. Açıkçası epey şaşırmıştım ama o durmadı, bir kez daha şaşırttı; Hafta sonu oraya bidaha gidelim mi? dedi, daha da şaşırdım. Ama o gün orda olacakların yanında bunlar çok da şaşırtıcı değildi.

Neyse haberleştik falan, gittik aynı yere. Oturduk, duruyoruz yani ciddi anlamda duruyoruz. Siparişleri verdik sustu malak, ilacı biradır dedim, bira istedim. Siparişler geldi falan, tam o anda orta okuldan bir kadın arkadaşım geldi mekâna. Kalktım işte ayak üstü sohbet muhabbet falan, bu gitti kendi arkadaşlarının yanına, ben de Çükübikle sohbet etmeye çalıştım. Bu sanırım gene bira istiyor dedim. Birer bira içtikten sonra, kalktık eve gittik.

Akşam bir mesaj geldi, o orta okuldan kadın arkadaşım aynen şunu yazmıştı “Ya senle beraber oturan arkadaşının adı ne? Kim o?“. Ben tabi şok, ben iptal, ben vefad… Haline falan acıdı ondan soruyor sanırım dedim. Ama mesajlaşmaya devam ettikçe “Sevgilisi var mı?” sorusuna dayanınca konuşma, aha dedim şimdi sıçtık. Arkadaşım inatçı onu biliyorum, ama eğer Çükübiğe söylersem; kendini adaya falan hapsedebilir, kalp krizi geçirebilir, önce kendisini sonra beni vurabilir v.s… Emin değilim yani, bende bundan dolayı söylemedim. Sonraki hafta Çükübik iyice dışarıya alışmışken ben gizli bir buluşma ayarlıyayım dedim. Arkadaşımın haberi olacaktı ama Çükübik habersiz olacaktı ve tuzağımın içine düşecekti kuzu kuzu. Arkadaşıma haber verdim: “Cafe‘nin oralarda ol ben mesaj attıktan 5-10 dakka sonra gel” dedim. Çünkü, eğer Çükübik arkadaşımı görseydi oturmazdı o masaya.

Neyse, planlar yapıldı ve saatler ayarlandı. Büyük gün gelmişti ama Çükübik bir huysuzdu o gün, kokusunu mu almıştı ne olayın bilemedim, ama zor bela o mekana gittik. Oturunca ben arkadaşıma “kartal yuvaya kondu” diye mesaj attım, o da dedi ki “ne diyosun yha?” ben de “geldik la biz geldik.” dedim, sinirlenmiştim. Neyse konumuz o değil; takriben 10 dakka sonra arkadaşım geldi, “selam!” dedi ve geçti oturdu sandalyeye. Bizim Çükübik şahlandı tabi, bi huysuzlandı falan; ben de onu “brrssst, sakin, hooov, hooov, yavaş, bürsst, çüş” diye diye sakinleştirdim.

Masada iki kişi konuşuyor, üçünkü kişi ise ya bira bardağıyla oynuyor ya da başka şeylerle uğraşıyor. Bir elimle sürekli bunu tımarlamasam kalkıp kaçacak, çok iyi biliyorum. Derken arkadaşım müthiş bir hata yaptı; Çükübik’in koluna dokun! Hiç beklenmeyen bir hareketti ama sonucu çok şaşırtıcı oldu, Çükübik çok sorun etmedi. Ben bu durumu bira mayhoşluğuna verdim. Arkadaş da bu durumdan cesaret aldı sanırım, biraz da biradan sanırım. Bunlar bir kaynaştı falan, ama ben tetikteydim… Zaman ilerledi, “e hadi kalkalım artık” noktasına gelindi.

Bunlar önde yanyana ben arkada, pazar günü köpeğini gezdiren gebeş adam tadında yürüyorum. Baya elde sigara oraya buraya bakıyorum, arada bir de her şey normal mi diye kontrol ediyorum. Neyse böyle malak gibi dolaşırken, gene biranın azizliği diye yorumlayacağım bir olay yaşandı. Benim arkadaş Çükübik‘in koluna girdi…

Ben tetikte beklerken, sırasıyla şu olaylar yaşandı ama çok hızlı bir şekilde oldu olaylar: Çükübik elini cebine attı, cep telefonunu direk kulağına götürdü ve “Tamam anne hemen geliyorum” diyerek koşmaya başladı, baya kızın kolundan kurtuldu cadde boyu koşmaya başladı. Arkadaşım arkasından konuşuyo Çükübik Çükübiiik diye bağıra bağıra, ben de en arkadan köpekleri kaçmış gebeş olarak koşmaya başladım. Çükübik bulduğu ilk taksiye atlayıp olay yerinden ayrıldı, ben ve arkadaşım tabiri caizse göt gibi kaldık.

Ben tabi tam olarak ağzına sıçtım bunun, gittim arkadaşımdan baya kafasına vura vura özür dilettim. Ondan sonra kendisini anlattı, neden böyle bir şey yaptığını falan anlattı ve bunlar ciddi bir ilişki içine girdiler, ben mi? Bana nolacak ben gene göt gibi kaldım.

Sonunu nasıl bağlayacağımı bilmiyorum konunun, bu da böyle bir anımdı işte. Çükübik şimdilerde neler yapıyor derseniz onu anlatarak bitireyim; ODTÜ‘yiü bitirdi, partilerin aranan adamı oldu, Avrupadaki bütün ülkeleri ve şehirleri manyak gibi gezdi. Arkadaşımla 2 yıllık bir ilişkisinden sonra fena açıldı, önünü alamadık sayısız one night stand ve takılmalık olarak tabir edeceğimiz ilişkisi oldu, şu an yurtdışında çalışıyor ve hayvan gibi para kazanıyor.

12 Yorumlar

  1. İnşallah banada senin gibi arkadaş denk gelir. Çükübik kadar olmasamda bende de biraz var asosyallik 😀 . Yazı çok iyi olmuş bu arada.

  2. Yazı dediğin böyle olacak işte. Benim gibi “sonra okurumcuları” bile kilitleyecek. Çok merak ettim lan bu çükübiki. Bu yazıyı okumaz mı ki?

Yanıtla

Yorumunu yaz lütfen
Adını buraya yaz