En geniş kitlem blogum olduğu için buraya yazıyorum, zira anlatmazsam çıldıracağım artık. Herhangi bir rakam – oran veremem; herhangi bir ülke, coğrafya adı da veremem ama genel insanlık üzerine söyleyebilirim ki insanların yarısından fazlası aptaldır!

Türkiye’nin de; geçmişte yaşayan, şu an yaşadığımız, gelecekte yaşayan toplumunun yarısından fazlas aptaldı, aptaldır, aptal olacaktır. Size “IQ” üzerine bir kaç bilgi vereyim, çok yüzeysel bilgiler bunlar sadece girizgâh yapıyorum.

IQ’nun açılımı “Intelligent Quotient” yani meali ile “zekâ katsayısı”. 2014 ve 2016 tarihli iki ayrı araştırmaya göre Türkiye’nin ortalama IQ’su 88-90 aralığında. Şimdi kuru kuru sayıları verdim, olmaz. Bir de karşılaştırma yapmanız için sayılar vereyim size.

• Dünya genelinde IQ oratalaması 100-110 arasında. 10-12 puan çok bir şey değil diyebilirsiniz, diğer sayılara bakalım.

• Kısıtlı işaret dili bilen Goril Koko‘nun IQ’su ise 82! İnanabiliyor musunuz? Arada sadece 8-10 sayı var.

• Mental Retardasyon (gerizekâlılık) sınırına tekabül eden sayı ise 70. 70’in altı da şu şekilde:

55 – 70 IQ: Hafif gerilik. Eğitilebilir, temel akademik bilgileri öğrenebilir.
55 – 40 IQ: Orta gerilik. Kendine yardım edebilir, eğitilebilir. Yakın gözetim ile çalışabilir. Sosyal beceriler zayıf
40 – 25 IQ: Şiddetli gerilik. Kısıtlı dil kullanımı, yoğun eğitim ile kendine yardım edebilir. Sürekli gözetim gerektirir.
25 altı IQ: Engin gerilik. Konuşamaz, sürekli bakım gerekir.

 

Bir de Aziz Nesin bu kelamı neden etmiş ona bakalım, hayatımın en uzun girizgahı. Müjdat Gezen anlatıyor:

İzmir Torba’da şenlik vardı, İlhan Selçuk ve Aziz Nesin’le birlikte bir panele katılmıştık. Panelin konusu mizahtı. Birisi kalktı ‘Nasrettin Hoca’nın torunları olarak zeki insanlarız değil mi?” diye sordu Aziz Nesin’e. O da ‘Yüzde 60’ı aptaldır’ dedi. Herkes alkışladı. Sonra kuliste kendisine sordum neden böyle bir şey söylediğini. O da ‘Evladım, yüzde 92 diyecektim dilim varmadı’ dedi. O zaman referandum yapılmıştı ve oy verenlerin yüzde 92’si Kenan Evren’e oy vermişti. Bu söz oradan kaldı.

Merak etmeyin, geçtiğimiz referandumla ilgili bir yere çekmeyeceğim. Çeksem çekerim ama benim derdim başka şu an. Bu yazıyı neden yazıyorum? diyecek olursak şöyle bir olay yaşandı; İllaki bu gün görmüşsünüzdür “Avusturya çifte vatandaşlığı kaldırıyor, Türklere 5,000 Euro Ceza!” gibi bir haber vardı. Şimdi şöyle, Avusturya’da zaten çifte vatandaşlık yok. Bizim “gurbetçi” tiplerimiz de yasadışı yollar ile çifte vatandaşlık alıyorlarmış. Yani Avusturya vatandaşı olduktan sonra tekrar Türk vatandaşlığı da alıyorlarmış. Buna ceza gelecekmiş. Bunu sadece bizimkiler mi yapıyor bilmem tabii de neyse.

Sonra yarak kafalı bir haber sitesi bu haberi şöyle yorumluyor

Ancak bu anasını bellediğimin fotoğrafı Avusturya’dan değil. Sene 2015’te yapılan seçimlerde Almanya’daki sandıklarda kuyruk oluşmuş onun fotoğrafı. Ama bizim embesiller bu fotoğrafı alıp akılları sıra “İşte bunlar evet dedi, bunlar vatanı sevmiyor, bunlar vatan haini” algısı yaratmak. Bunu paylaşan bir kadına görselin alakasız olduğunu Avusturya’da böyle bir kuyruk oluştuğunun yalan olduğunu anlatmaya çalıştım ama tabi beyin olmayınca eko yapıyor.

Bakın bu iş sağcı-solcu, şeriahtçı-seküler, cehapeli – akepeli, dindar-ateist ya da Atatürkçü muhabbeti değil. Dünya da hiçbir ideolojinin yanlıları, o ideolojiyi benimsediği için “zeki” olmuyor. Bunun seçimlerinizle gram alakası yok, seçimlerinizi de sadece zekânızı kullanarak yapmazsınız. Bunun içinde onlarca dinamik vardır; sosyal çevreniz, yetiştiğiniz ortam, gittiğiniz okullar, her şey ve her şey bunu etkileyebilir. Aziz Nesin‘in bu sözünü sürekli ideoloji çıkarlı kullananların çoğu aslında bu yüzdenin içindedir. İnkarcıdır, ayrıştırıcıdır, cehalet dolu bir özgüven içindedirler. Onlara her yol mübahtır, benimsedikleri ideolojiler yüzünden okumalarına, araştırmalarına gerek yoktur. Onlar yanlış yapmazlar.

Neyse sakinledim biraz. Böylece yazmış da oldum, kendinize iyi bakın konserveler.

7 Yorumlar

  1. Haklısınız elbette, içler acısı durumlar. Yukarıdaki söz konusu haberin ve resmin içeriğini bilmiyordum, sayenizde öğrenmiş oldum.
    Size teşekkür ederim sevgili BenLacivert, “blogsözlük”de benden bahsettiğiniz için. Ayrıca iltifatınız için de çok teşekkür ederim.
    Hoşça ve sakince kalın.
    imza: Yıllanmış bir konserve :))

    • Haha 🙂 Estağfurullah deneyimli konserve diyelim, yıllanmış demeye hiç gerek yok 🙂 Hiç önemli değil, sadece beğendiğim bir blogu diğer blog yazarları ve okurlarıyla buluşturdum. Hoşça ve sağlıkla kalın.

  2. Valla ne yalan söyleyeyim aha şimdi seçimlere bağlayacak, yok yok şimdi diye diye okudum ama bağlamadın. 🙂

    Güzel bir yazı olmuş abi ne demek istediğinide az çok anladım. Yine de elden bişey gelmiyor. Kaldı ki bu tarz haber ve paylaşım yapanların sayısıda bi hayli fazla.

  3. Çok üst perdeden hakeret eden bir güruh peyda oldu bu milletin başına… tek taraflı sözde aydın ilan etmişler kendilerini… Aslında en güzel cevaplar üstteki makalede verilmiş… üzerine söylenecek bir söz varsa onu da Cemil Meriç söyler;

    – Zavallı Türk aydını… Batılı dostları alınmasınlar diye hazinelerini gizlemeye çalışır. Sonra unutur hazineleri olduğunu. Düşmanın putlarını takdis eder, hayranlıklarını benimser. Dev, papağanlaşır.

    Her dudakta aynı rezil şikayet: yaşanmaz bu memlekette! Neden? Efendilerimizi rahatsız eden bu toz bulutu bu lağım kokusu mu? Hayır,onlar Türkiye’nin insanından şikayetçi. İnsanından yani kendilerinden. Aynaya tahammüleri yok. Vatanlarını yaşanmaz bulanlar,vatanlarını “yaşanmaz” laştıranlardır.

    Hangi Türk aydını? Kaçanlar ne Türk, ne aydın. Bu firar bir Kabil kompleksi.

    • Bu memlekette yaşanmaz lafına kendi adıma katılıyorum; bu ülkede kendimi mutlu hissetmiyorum. Kimsenin ırkını, milletini, milli hissiyatını sorgulamam. Bu ülkede yaşarım diyene de, yaşamam diyene de saygım sonsuz. Kimse mecbur değil sonuçta.

Yanıtla

Yorumunu yaz lütfen
Adını buraya yaz