Bir önceki okuma yazım olan Emrah Serbes – Müptezeller kitabından sonra epeyce kitap okudum ama yazasım gelmedi. Ve tabii Kindle alışım ile birlikte okumam epey arttı. Epeydir okumak istediğim ve bir türlü alıp okumadığım bu kitabı da Kindle’da okudum.

Kitabın Özeti

Kitap bir kız çocuğunun, köle pazarından satın alınıp yeni sahibine yolculuğu ile başlıyor. Halime, kendisine iyi davranan eski sahibinin para için kendisini sattığı ve yeni sahibi tarafından bilinmeze götürülen bir küçük kızdır. Hikâyenin başka bir kolunda ise Avni isimli bir genç babasının yanından ayrılarak İsmaili lideri olan dedesinin başını vurduran Nizamülmülk’e karşı savaşan Seyduna’nın kalesine doğru gitmektedir.

Avni eğitimine başlar ve artık İbn-i Tahir olarak tanınır. Zamanla sınıfının en iyilerinden olur ve herkesin dikkatini çekmeye başlar. Derslerinde Hasan İbni Sabbah’ın peygamber olduğu, mucizeler gerçekleştirdiği, istediği kişiyi cennete sokmak gibi yetenekleri olduğu önceleri aklına yatmasada sonraları bunlar içselleştirir. İlk savaşında ise Türk sancağını ele geçirerek diğer iki başarılı arkadaşıyla Cennete gitmeye hak kazanırlar.

Halime de eğitim almaktadır. Dikiş, nakış, dans, Kur’an, şiir ve aşk. Bu konularda dersler almakta ve diğer cariyeler arasında sevilmektedir. Sonraları ise bu bahçede sadece misafir olmadığını, sahibinin onu başka amaçlar için kullanacağını da farkedecektir. Bu cennet gibi bahçelerin aslında birer cehennem olacağını da kısa süre sonra öğrenecekti zaten.

Kitap Hakkındaki Düşüncelerim

Yazının başında da dediğim gibi uzun süredir bu konuda bir şeyler okumak istiyordum ama dillere destan üşengeçliğimden dolayı okumamıştım. Kindle bir ateşleyici oldu ve yaklaşık 5-6 günde kitabı bitirdim. Kitabı ilk edindiğimde kitabın bir romandan ziyade Tarih bilimine yakı bir kitap olacağını düşünmüştüm ama yanılmışım. Kitap bir hikâye halinde gidiyor ama müthiş bir şekilde karakterleri, karakterlerin geçmişlerini, yerleri, devletleri, tarihin özelliklerini, tarihsel olayları – özellikleri, tarikatı çok güzel bir şekilde hikâyeye harmanlayarak akıcı bir şekilde gidiyor.

İtiraf etmeliyim ki Hasan İbni Sabbah o kadar güzel bir şekilde yerleşmiş ki kitaba ben okurken bazen kitabın içindeymişçesine, kendisiyle fikir ayrılıklarına düştüm, kendisinden ürktüm bazende hiddetlendim.

Kitap kısaca; olayın özünü çok güzel bir hikâyeyle anlatan, yardımcı karakterlerle düz bir anlatımdansa daha renkli bir şekilde bilgiyi veren bir eserdi. Eğer meraklıysanız okumanızı kesinlikle öneririm. Bu kitap sadece geçmişte yaşanan bir olayı da anlatmıyor aslında. Hasan İbni Sabbah’ın yöntemi hâlâ kullanılıyor, araçları ve amaçları farklı oluyor ama genede aynı. İnananlarını yalanlarla, vaatlerle, illüzyonlarla nasıl silah haline getirebileceğini gösteren bir kitap. Okuyun derim.

5 Yorumlar

  1. Siz okuduğunuz için aynı kitabı bende aldım. yaklaşık 2 gündür okuyorum. Gerçekten sürükleyici bir hikayeye sahip. Okuduktan sonraki düşüncelerimi yazarım. Teşekkürler.

  2. Mükemmel bir kitaptı gerçekten. Eğer Hasan Sabbah ve Ömer Hayyam ilgini çektiyse Amin Maalouf’un Semerkant isimli kitabını da tavsiye ederim. Kitap daha çok Ömer Hayyam üzerinden gidiyor ama okurken aynı büyüye kapılmıştım ben 😊

    • Ömer Hayyam’ı bilirdim yani Rubai yazdığını ancak bu sıralar çok karşıma çıkmaya başladı. Rubailerini dahi okumayı düşünüyorum. Kitaba bakacağım, teşekkürler.

  3. Bu kitabı yıllar yıllar önce okumuştum. Şimdi özetini okuyunca yeniden canlandı gözümde. Oldukça akıcı giden ve kendini okutan bir kitap. Sanırım bunun devamı niteliğinde olan bir kitap daha var. Onu da okudum ama şimdi tam olarak konusunu anımsamıyorum. Kindle gerçekten okuma hızını arttırıyor insanın. En güzel yanı ise gece ışığa ihtiyaç duymadan okuyabilmek bence.

Yanıtla

Yorumunu yaz lütfen
Adını buraya yaz