Kitty Genovese sendromu, olayı, cinayeti sosyal psikoloji alanının en gözde vakalarından birisidir. Olayın kendisi tamamen vahşet kaynaklı, cinayetin işleniş şekli bile kendi başına bir vaka olarak incelenebilir. Sendrom olarak adlandırmak ne derece doğru bilmiyorum ama genel olarak böyle hatırlanan bir fenomen haline geldi. Aslında Sezer abi, Bu Hafta Ne Öğrendim #25 yazısında bahsetmişti. Ben de biraz daha detaylandırarak anlatacağım. Öncelikle olaydan bahsedeyim, ondan sonra da olayın neden psikolojik bir teoriye doğum verdiğinden bahsedeceğim. Yarı bilimsel bir yazı tadında gidecek gibi duruyor.

Kitty Genovese Cinayeti

13 Mart 1964 gecesinde Catherine (Kitty) Genovese, çalıştığı bardan evine doğru arabasıyla yola çıktı. Arabasından indikten sonra Winston Moseley tarafından saldırıya uğradı. Saldırı 35 dakika kadar sürdü ve bu saldırı 35 dakika içerisinde 3 kere tekrarlandı. Kitty her yardım için bağırdığında, saldırgan kaçıp tekrar geldi bıçaklamaya ve darp etmeye devam etti.

Cinayet ile ilgili çeşitli senaryolar var, biri yukarıda anlattığım. Bir diğeri ise Kitty’nin ilk saldırıdan sonra apartmanına kaçtığı yönünde ama yardım çağrıları ortak gerçek. Peki, olay nedir? Olay şu; yardım çağrılarına cevap veren hatta bir kişinin bile polisi aramamış olması.

Olay sonrası polis, 38 kişiden detaylı ifade alabildi ancak saldırının gerçekleştiği saatlerde hiçkimse polisi aramamıştı. İşte zurnanın zırt dediği yer; 38 kişi saldırıyı anbean izlediğini söylüyor, ancak bir kişi bile polisi aramıyor.

Olay doğal olarak psikoloji camiasının ilgisini çekiyor ve araştırmalar, deneyler başlıyor. Bu araştırmaların ve deneylerin sonucunda Bystander Effect (Seyirci Etkisi) ve Diffusion of Responsibility (Sorumluluk Yayılması) Teorisi ortaya çıkıyor. Nedir bunlar peki? Onlara da bakalım.

Bystander Effect (Seyirci Etkisi)

Ayrıca Seyirci İlgisizliği olarak da adlandırılır. Kişinin, etrafta başka insanlar varken, kurbana yardım etmemesi durumudur. Yardım davranışı ve etraftaki seyirci sayısı ters orantılıdır. Yani etrafta ne kadar insan varsa, yardım edilme olasılığı o kadar düşer.

Bu duruma, yani Seyirci Etkisi’ne sebep olan, olabilecek 3 adet etken var. Bunlardan birincisi Çoklu Red, “Diğerleri yardım etmiyor, demek ki yardım edilecek bir durum yok” diyerek açıklayabilirim bu durumu. İkincisi ise Social Inhibition; öne çıkmaktan, hata yapmaktan, durumu berbat etmekten korkmak gibi düşüncelerden kaynaklanıyor. Daha detaylı üzerinde duracağım ise yukarıda bahsettiğim Diffusion of Responsibility yani Sorumluluk Yayılması.

Diffusion of Responsibility (Sorumluluk Yayılması)

Bir psikolojik fenomendir. Büyük gruplar halindeki insanların, yardım etme davranışında bulunmamasını açıklar. Kısaca herkesin topu birbirine atması durumu da diyebiliriz. Özellikle kalabalık gruplar halindeyse bu insanlar, apartman araları ya da sokak ortası gibi, diğer seyrcilerin ne gerekiyorsa yapacağını hissederler. Sorumluluğu paylaşırlar.

Sorumluluk Yayılması hakkında çalışmalar yürüten Darley ve Latané, yardım davranışı sürecinin nasıl geliştiğiyle ilgili bir takım bilgiler bulmuşlar. Şöyle ki;

  1. İlk adım problemi/tersliği farketmeyi içeriyor.
  2. Bu adımda seyirci, gerçekten bir acil durum var mı ona karar veriyor.
  3. En kritik adımda, kişisel olarak harekete geçip – geçmeyeceğine karar veriyor.
  4. Ne yapılması gerektiğine karar veriyor.
  5. Sonunda ise harekete geçiyor.

Gene aynı araştırmaların sonucunda, bu sorumluluk yayılmasını etkileyen faktörler bulmuşlar. Neler düşürür, neler arttırır gibi bilgiler yani.

Sorumluluk Yayılmasını Neler Arttırır?

  • Anonimlik: Kurbanı tanımayanlar genelde geride dururlar ve kalabalıktan bir başkasının yardım önermesini beklerler.
  • Kuşkulu Durumlar: Ne olduğunu anlayamayan, kimin kurban olduğunu anlamıyorlar ya da gerçekten yardım edilecek bir durum olup olmadığına karar veremiyorlar. Bundan dolayı da yardım etmekte kararsızlık yaşıyorlar.

Sorumluluk Yayılmasını Neler Azaltır

  • Kurbanı Tanıyor Olmak: Kurbanla bir tür yakınlık hissedenler (cinsiyet, ırk, dil, din) ya da kurban hakkında bilgiye sahip olanlar daha yüksek oranda yardım ediyorlar.
  • Belirli Bir Kişiyi Yardıma Çağırmak: Kalabalığa doğru “biri yardım etsin!” diye bağırmaktansa, kişiyi işaret edip “sen, hemen ambulans çağır!” gibi bir uyarıda bulunmak yardım davranışını arttırıyor.
  • Yardım Edebilecek Beceride Olmak: Kişiler çoğu zaman yardımcı olmakta başarısız olurlar, çünkü yeterli beceriye sahip değillerdir. Meselâ ilk yardım eğitimi almış olanlar, bir kazazedeye yardım etmek konusunda daha girişkendir.

6 Yorumlar

  1. Ülkemizde, bu gibi durumlarda halk arasında değişik terimler kullanılmakta:
    Problemi fark etme (Bir mevzu var galiba!): Yığılmaya başlayan kalabalığın arasına karışma.
    Suçluyu gözlemleme (Yer mi yemez mi?):
    Suçlunun kalıbını, kullandığı malzemeyi, hızını kontrol ederek kendi gücüyle karşılaştırma.
    Durumun vehametini ölçme (Psikopat lan bu!):Elindeki suç aletini kullandıktan sonra gözlerini kalabalığa çeviren suçluyla gözgöze gelme neticesinde, amigdaladan gelen uyarıları dikkate alma.
    Benlik bir durum değil(üçbuçuk atma): suçlunun kaçmak için belirlediği istikamettin tersine doğru yönelme.
    Tabi bu terim ve tepkiler yöreye, kişilere ve semtlere göre değişebilmekte.
    Güzel ve aydınlatıcı bir yazı, tebrikler, teşekkürler, sevgiler…

  2. Peki, ülkemizde benim gözlemlediğim kadarıyla insanların büyük bir kısmı birisinin sokak ortasında, durakta, kafede vs. yaralandığını (başka birisi tarafından) gördüğü zaman “ulan yardım edeyim ama ya suçlu olan kişi beni bulursa ve bana zarar verirse?” kaygısıyla yaşıyorlar ve buna göre davranıyorlar.

    Makalende okuduğum ve anladığım kadarıyla yazdığım örneğe benzer bir şeye rastlamadım. Bu durumunda psikolojik açıdan bir cevabı var mıdır ? Veya yelpazeyi daraltmak açısından, bu durum bir psikolojik olay mıdır ?

    Son olarak bu tür yazılarını severek okuyorum. Emeğine ve vaktine sağlık.

    • Psikolojik durumdan ziyade, sosyolojik bir gerçekliktir. Fazlasıyla siyasi bir cevap olacak ama bence durum şöyle; Türk insanı sorunu ya da suçu çözmez, üstünü kapatır. 80’lerde, 90’larda yapılan bu oldu. Faili meçhul cinayetlerin zanlısı olarak tanık gösterildi, bir nefret cinayeti tinercilerin üzerine atıldı v.s. Buna ek olarak toplum bilincimizin olmayışınıda ekleyebilirim sanırım.

Yanıtla

Yorumunu yaz lütfen
Adını buraya yaz