Hiç açıklama yapmayacağım.

Şimdi, hayat siyah ve beyaz mı, yoksa gri mi bunu tartışacak değilim. Şu dengeye inanırım ama; bir insanın ruh hali ortadadır. Yani mutlu edecek bir gelişme olmadığında ya da üzecek bir gelişme olmadığında bir orta noktası vardır, orada seyreder işte insanın ruh hali.

İki ucu boklu değnek olan tipler var meselâ; sürekli mutlu anasını satayım. Müthiş bir yaşama sevinci var elemanın. Dağa kaldırsalar, temiz hava iyi geldi diyecek. O derece. Yok mu hiç etrafınızda, illaki vardır. Ben önceden ifrit olurdum bu tiplere, şimdi nötr bir görüşteyim. Salak mıdır, nedir? deyip geçiyorum artık. Bu, yıllar içerisinde kendime kattığım iyi özelliklerden birisidir meselâ. Zor oldu ama şimdi en azından kayıtsız kalabiliyorum.

Hayat bakış açılarından ibaret. Yazıyı yazdığım sıralarda Worldometers sitesine göre dünya da 7,608,251,150 kişi vardı. Hadi bunların 5 milyarını hesaba katalım, Dünya üzerinde 5 milyar hayata bakış açısı var. Dünya üzerinde 5 milyar yaşama sebebi, mutluluk tarifi, “iyi olmak” tarifi var. Bunun tam tersi olarak düşünemeyeceğiz tabii, Dünya üzerinde 5 milyar yaşamama sebebi var diyemeyiz. İkisi birlikte olmaz, hem ayranım dökülmesin hem götüm sikilmesin mantığı işlemez…

Şimdi diğer uca bir bakalım. Bu Dünya üzerinde yaşayan insanların -azınlıkta olsa- bir kısmı yaşama sevinci olmadan yaşıyor. Herhangi bir amaçları yok, mutlu eden bir şey yok, bu başta bahsettiğim ara devre yok işte. Standart donanıma koyulmamış işte, kendi varoluşu bile üzüyor insanı. Mutluluklarınız anlık ama size bir yararı olmuyor anasını satayım, çünkü -en azından ben- geçmiş ve gelecekte yaşayan insanlarız. Bunlarla bile bağımız az geçmiş ile doğumumuz, gelecek ile ölüm tarihimiz ilişkili sadece.

Aklına “E as kendini, atla bir yerden? Olmadı sık kafana?” gibi baya yaratıcı fikirler gelen olabilir. Benim derdim kendi adıma ölmek değil, yok olmak. Fark var. Ölmek var olan bir hayatı sonlandırmak demek, sadece hayatın bitmesi. Yok olmak ise anılarının, başka insanlardaki anılarının, mevcudiyetinin, varlığının, bilincinin, fiziğinin POFFF diye ortadan kaybolması demek. Benim derdim bu.

Hayatımda herhangi olay olmasına gerek yok benim durgun olmam için ya da kötü hissetmem için. Damarımı kessen melankoli akar o derece. Neyse lan uzun süre sonra yazmış olduk işte.

 

6 Yorumlar

  1. İnsanoğlu yaratılış gereği hep daha fazlasını istermiş. Mutlu olmak için daha fazlasını istemeye gerek yok fikrini benimsedim hayatımda. Benim bu düşüncem aslında mutlu olmaya çalışmak için atılan bir adım. Etrafımda var böyle mutsuzluğa koşar adımlarla ilerleyen insanlar; sürekli derbeder şarkı dinlerler, suratlarının normal şekli bile bi acıklı bi hüzünlü.. E tabi bu insanlar nasıl mutlu olsun? Hayır kabul etmiyorum sayın zeki, çevik ve ahlaksız ! Mutluluk denen şey sürekli sırıtmak, eğlenmek, hoplayıp zıplamak değildir. Senin hayatına ne kadar değer verdiğin ile alakalıdır. Kendinizi seviniz, sevgilerimle..

  2. mutlulukların anlık olması, gününü iyi geçirmek için sebep araman, iyi geçmesi için bir şeyler olması fakat kötü geçmesi için hiçbir sebep yokken bile ruhen çok boktan geçiyor olması. hiçbir şey olmadığından normal bir şekilde gününe devam etmen ve seni görenlerin “noldu sana yüzün asık?” şeklinde sorular sorması. ya bunu bi karakter olarak benimsemek lazım. enerjisi yüksek insan var mesela herif hiçbir bok olmamasına rağmen aşşırı mutlu, “hafif kırık bu” dersin, onu öyle kabul edersin. bana saçma geliyor orası ayrı ama bi zaman sonra alışılıyor, eyvallah. ama tam tersi duruma yıllar geçse de alışamıyor insanlar. ben gerçekten hiçbir şey olmadığına seni ikna etmek zorunda mıyım lan, default ayarım bu benim, anla yani bunu bi kavra artık.

    yok olma fikri mantıklı yalnız ama mümkün değil, keşke mümkün olsa.

  3. EVET UZUN SÜREN BİR ARADAN SONRA YAZMIŞ OLDUN.
    ZİRA SÜREKLİ YAZMIŞ MI YAZMAMIŞ MI DİYE BAKAN BİR OKUYUCUN VAR 🙂

  4. Bayağı uzun zamandır ben de melankoli içerisindeyim ama bunu üretime kanalize etmeye çalışıyorum. Mutsuz oldukça bir şeyler yazıyorum, izliyorum. Çimlere yatıyorum falan, senaryo yazmaya başladım bir de. Bence sürekli mutluluk ya da mutsuzluk durumu diye bir şey yok ama sürekli yokoluş va mı o konuda emin değilim. İstanbul’a gelirsen ara, Moda’da çimlere yatarız.

  5. Kronik mutsuzlar beni çok yoruyor açıkcası. Hiç mi hayatında insan bir anından zevk almaz diye düşünüyorum. Hep bir melankoli hep bir oflama puflama hali. Yani ben de 7/24 sırıtarak gezdiğimi söyleyemeyeceğim tek yaptığım biraz olsun hayattan zevk alabilmek. İnsanın bunu kendine yapması lazım. Yoksa birinin çıkıp seni o buhrandan kurtarması oldukça zor ve pek olası değil. Daha keyifli yazılarını okumak dileğiyle. Sevgiler.

Yanıtla

Yorumunu yaz lütfen
Adını buraya yaz