Okulun olmadığı bu güzel günlerde daha çok yazı yazmak gibi bir kararım vardı.. Gördüğünüz gibi piç ettim, yazmadım. Son zamanlarda acayip bir takıntı geliştirdim, takıntı da denmez aslında ya neyse. Aynı kategoriye üst üste yazı yazmak istemiyorum. İlle de eşit dağılacak yazılar. Manyak mıyım neyim? Kafamda var aslında bir kaç konu ama, işte… Bu yazıyı da biraz zorlama yazıyorum aslında. Gene böyle “Ortaya Karışık” yazılarımda yazdığım gibi yazacaktım ama epeydir Bensel kategorisine yazı yazmadığımı farkettim, derken hemen akabinde çıldırdığımı da farkettim. Ona da neyse…

Yapmak istediğim çok şey var. Sıkıntı tam da burda, çünkü yapmak istediğim dediğim şeyleri görev olarak yorumlamaya ve yapmaya başlıyorum bir süre sonra. Finallerden önce bir kitaba başlamıştım, okumak istiyorum, arada da okuyorum. Doctor Who dizisine başladım, sevdim yani akıyor ama bir süre sonra “bu gün 2. sezonu bitirmeliyim” diye bir ses geliyor beynime. Önceki yazımda WoW oynayacağımı söylemiştim hani, oynuyorum hatta zevkle oynuyorum ama gene “bu bu kadar yeter, diğer karakteri kasmalıyım” diyorum. Halbuki o karakteri oynamayı seviyorum?!?

Okunacak, izlenecek, dinlenecek, oynanacak, yapılacak ne kadar çok şey var yav…

Şaka maka mezun da oluyorum. Geçen dönem ortalamanın içine sıçmıştım. 2.90’lardan, 2.40’lara kadar düştüm. Yani şöyle söyleyeyim “Şeytan bile cennetten, cehenneme böyle düşmemiştir“,  bu dönem 3.10 ortalama yaptım bakalım neler olacak. Bu durumla ilgili ne yapacağımı da bilmiyorum. Yükseklisans şart.

Dediğim gibi ortalamanın içine sıçtım, şimdi neler olacak hiçbir fikrim yok. Yurtdışı istiyorum, çok istiyorum. Bu ülke beni boğuyor. Bunda mevcut hükümetin ve ülkenin gidişatının payı var tabii ancak bu küçük bir yüzde. Beni bu ülkeden iten şeyler bambaşka şeyler; kültürel çöküş, ahlak ve etik bilinci, cehalet, kötülük. Benim bu ülkeye olan aidiyet hissim çok önce bitti, başka herhangi bir ülkeye de hiçbir zaman aidiyet hissetmedim. Ailem burda, arkadaşlarım burda. Benim tek aidiyey hissim onlara.

Ben artık haberleri açtığımda, otoyolu birbirine katan geyikleri izlemek istiyorum. Tek olayın bu olmasını istiyorum. Hatta Facebook profil fotoğrafımı vesikalık fotoğrafım yapacak statüye gelmek istiyorum direkt.

Kişisel buhranlarda yok değil tabii, insanız. Bu aralar çok yaşamasamda, bunu sanırım kafamı gömdüğüm dizilere, filmlere ve oyunlara borçluyum. Ölüm benim her zaman ilgimi çeken bir konu omuştur. Daha önce yazdım mı hatırlamıyorum, ben 10-11 yaşımdan beri ölmek istiyorum. Bununla ilgili hiçbir girişimim olmadı, intihar edecek değilim ama bekliyorum. Her sabah “öfff amk bu da mı gol değil bee” diye kalkıyorum. Sıkıntı dönemsel depresyonda veya bir buhranda olmam değil, sıkılıyorum ve herhangi bir yaşam amacım falan da yok. Akıntı sürüklüyor ben gidiyorum, hayallerim falan da yok yani. Mesleki bir takım  hedeflerim var tabii ama onlarda çok kesin şeyler değil. Ne bileyim yahu işte, yok yani bir hayal, hedef.

“Çan yapacağım çocuklar, müsterih olun” cümlesi ve “peki bu durum size nasıl hissettirdi” cümlesi arasında gidip geliyorum.

Bir de şu tiranlık anayasası ve referandumu var. Hani “daha ne kadar kötü olabilir ki?” sorusunun bir gün bile cevapsız kalmadığı şu ülkeden daha da soğutan şeylerden bir tanesi sadece. Herkesin dilinde olan cümle “babama vermem bu kadar yetkiyi”. Cidden vermem lan. Zaten pro-tiran gibi takılıyor ülkede, bir de “biz de halk olarak onayladık bunu ehehe” mi diyelim? Bu ülkedeki insanların çoğunun zekâsı sadece organların çalışmasını sağlamaya yetecek kadar. Ötesi hükümetlerin işine yaramaz çünkü.. Boşverin, konuşmayalım şimdilik bunları.

Kendinize iyi davaranın konserveler! Buraya ekleyecek başka bir alıntım kalmadı çünkü…

17 Yorumlar

  1. çok beğendim çok güzel, kendini uzaydamı zannettin. yazdığın satırlarlardan memnun kaldım. başka birşey yazmak aklıma gelmiyor. yazmaya devam et.

  2. Benimde sebebini bilmediğim bazı sıkıntılar sarıyor. Bu yaşadığın sıkıntıları bende yaşıyorum bazen planlarıma engeller giriyor. Bu arada dediğin doctor who dizisi bende de bağımlılık yaptı. Bu arada hayallerinin olmaması yaşadığın durumun içindeki olumsuzluklar mı gerçekten şuana kadar hayalsiz mi yaşadın?

    • Hayal ve fantezi ayrımını iyi yapmak lazım. Fantezi alemim geniş; kendimi başbakandan tut, üniversite hocası olarak düşlüyorum ancak hayal ya da idea olarak hedef almıyorum.

  3. Bilgisayarın ekranını ayna sandım. Nasıl olurda aynı ben dedim. Sonra bu düşünce de tek kişi olmadığım içinde sevinmedim değil 🙂

  4. Samimi duygu ve düşüncelerini bizlerle paylaştığın için teşekkürü borç bilirim sevgili psikolo… arkadaşım. 🙂
    Umarım aylar sonra o kelimeyi tam olarak yazacağım. 3.10 dediğin nedir? Sen 4 bile yaparsın onu. Desem de gazla olmadığını biliyorum ama yaparsın yani var o şey sende. 🙂
    Umarım gidersin buralardan ve bir davetiyede bize yollarsın zahmet olmazsa. Sevgi ile o halde.
    (Demesem olmaz.)

  5. Psikolog değilim ama sanırım bir amacın veya severek yapabileceğin bir işin olmadığı için yaşama sevincini kaybetmişsin gibi geldi. Bir okur, takipçi veya dost tavsiyesi diyelim; bence bu konu hakkında doktor yardımı almalısın. Belki de kronik bir depresyondasın ama haberin yok…
    Mesela severek yapacağım ve önemsediğim bir işim varsa biran önce sabah olsun da işimi hemen yapayım diye düşünür ve o sabah erken kalkmaya çalışırım. Ama yapacağım işi sevmiyorsam, işler kötü gidiyorsa veya başka sorunlar yaşıyorsam sabah uyanmak bile istemem. Herkes için gelende bu şekildedir diye düşünüyorum. Seni mutlu edecek işler ve amaçlar bulmanı öneririm.
    Yaptığın keyif veren şeyleri de görevmiş gibi hissetmen de sinir bozucu olabilir tabii…
    İnan bana yapmak istediğim o kadar çok şey var ki (kitaplar, izlemek istediğim filmler, yapmak istediğim işler, almak istediğim eğitimler vs) ama çoğunu yapamıyorum ve bazen sinirden kafamı duvarlara vurmak geliyor ama bu bir çözüm değil. Yaşamı da programlamak lazım, saatlere bölmek, düzenlemek gerek ama ne yaparsan yap bazen bir türlü hayatını düzene sokamazsın. Ve sende akışına bırakırsın, sonuçta denedim dersin ama olmadı…
    Ölme konusuna gelirsek; eminim herkes hayatında birçok kez ölmek istemiştir. Bende istedim bazı zamanlar ölüp kurtulmak ama bu hep çok zor zamanlarımda istediğim bir şeydi… Yani sen bu şekilde devamlı bir istek duyuyorsan derinlerden gelen bir sorununun olduğunu düşündürüyor insana. Çocukluğuna inelim bana geçmişini anlat demiyorum ama geçmişten gelen sorunu veya sorunları çözüme kavuşturman gerekiyor.
    Ülkenin durumu ise değişmiyor hep aynı, içine edilmeye devem ediliyor. Getirmek istedikleri düzen ile de ettiklerini sıvamak istiyorlar…
    İmkanım olsa bende ülkeyi terk etmek isterdim. Norveç, İsveç, Finlandiya gibi ülkelere sığınıp Türk tv kanallarından ülke siyasetini oradan izlemek çok güzel olurdu. Ama kütüğü aldıramıyoruz işte ne yapalım…
    Neyse, umudumuzu ve yaşama sevincimizi kaybetmeden mücadeleye devam…
    Her işte bir HAYIR vardır… 😉

  6. Peki ölünce bu sıkıntın geçecek mi kardeşim? Ya da ölünce ne olacağını düşünüyorsun? Sıkıntısız bir yaşam mı olacak sence? Biraz felsefik sorular oldu kusura bakma 🙂

    • Benim inancıma göre, ölümden sonra hiçbir şey yok. Yok oluyorsun yani, o yüzden çok kafa kurcalamıyor. Ama yanlış anlamışsın, benim belirgin bir sıkıntım ya da derdim yok. Ölünce yaşam olmayacak ki?

      • Farklı olacağım derken isyana girip şirk koşuyor olmayalım..bazı “düşünceler”genç yaşta benimsenir benim de vardi çoğunlukla da dilimizden ayrılmaya pek gönlü olmayan şeytanın işidir onunla da kol kola gezilmez dilerim bir gün,güzel bir gün kalbine ışık dolsun.
        Ok my friend? düşün bunu.

  7. Aslında bir çok kişi aynı durumda. Yıllar önce Türkiye’yi terk edip gitmemin sebeplerini de bir bakıma izah etmişsin. Bakalım gelecek günler neler getirecek diye yaşamaktansa, olacak şeyleri bilmek istiyor insan. En azından tahmin etmek. Böyle kararsız bir ortamda insanların kararsız yaşaması son derece doğal aslında. Derslerin de başarılar umarım geyiklerin otobanı karıştırdığı bir ülke hayalin gerçek olur. Türkiye de olacak gibi görünmüyor çünkü.

Yanıtla

Yorumunu yaz lütfen
Adını buraya yaz